1st Ayah 1 الأية ١الأوليبِسْم ِ اللهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ
وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثِيرًا وَنِسَاءً ۚ
وَاتَّقُوا اللهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالْأَرْحَامَ ۚ إِنَّ اللهَ كَانَ
عَلَيْكُمْ رَقِيبًا
Ya ayyuha annasuittaqoo rabbakumu allathee khalaqakum min nafsin
wahidatinwakhalaqa minha zawjaha wabaththa minhumarijalan katheeran wanisaan
wattaqoo Allahaallathee tasaaloona bihi wal-arhamainna Allaha kana AAalaykum
raqeeb
Turkish
Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan esini yaratip ikisinden bir
çok erkekler ve kadinlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adina birbirinizden
dilekte bulundugunuz Allah'dan ve akrabalik (baglarini kirmak)tan sakinin.
Süphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir.
|
Ayah 4:2 الأية
وَآتُوا الْيَتَامَىٰ أَمْوَالَهُمْ ۖ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَبِيثَ بِالطَّيِّبِ
ۖ وَلَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَهُمْ إِلَىٰ أَمْوَالِكُمْ ۚ إِنَّهُ كَانَ حُوبًا
كَبِيرًا
Waatoo alyatama amwalahumwala tatabaddaloo alkhabeetha bittayyibiwala ta/kuloo
amwalahum ila amwalikuminnahu kana hooban kabeera
Turkish
Öksüzlere mallarini verin ve kötüsünü (onlara vererek) iyisiyle degistirmeyin.
Onlarin mallarini, kendi mallariniza karistirip yemeyin. Zira bu, büyük bir
günahtir.
|
Ayah 4:3 الأية
وَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَىٰ فَانكِحُوا مَا طَابَ لَكُم
مِّنَ النِّسَاءِ مَثْنَىٰ وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ ۖ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا
تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ۚ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰ أَلَّا
تَعُولُوا
Wa-in khiftum alla tuqsitoo feealyatama fankihoo ma tabalakum mina annisa-i
mathna wathulathawarubaAAa fa-in khiftum alla taAAdiloo fawahidatanaw ma malakat
aymanukum thalika adnaalla taAAooloo
Turkish
Eger öksüz kizlarla evlendiginizde onlara karsi adaletli davranamamaktan
korkarsaniz, hosunuza giden diger kadinlardan iki, üç ve dörde kadar
evlenebilirsiniz. Eger adaleti gözetmemekten korkarsaniz, o zaman bir tane ile
veya elinizin altindakiyle (sahip oldugunuz criye ile) yetinin. Dogruluktan
ayrilmamak için bu daha elverislidir.
|
Ayah 4:4 الأية
وَآتُوا النِّسَاءَ صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةً ۚ فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَيْءٍ
مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيئًا مَّرِيئًا
Waatoo annisaa saduqatihinnanihlatan fa-in tibna lakum AAan shay-in minhunafsan
fakuloohu hanee-an maree-a
Turkish
Kadinlara mehirlerini gönül hosluguyla verin. Eger onlar gönül rizasiyla size
bir sey bagislarlarsa onu afiyetle yiyin.
|
Ayah 4:5 الأية
وَلَا تُؤْتُوا السُّفَهَاءَ أَمْوَالَكُمُ الَّتِي جَعَلَ اللهُ لَكُمْ قِيَامًا
وَارْزُقُوهُمْ فِيهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا
Wala tu/too assufahaaamwalakumu allatee jaAAala Allahu lakum qiyamanwarzuqoohum
feeha waksoohum waqooloo lahumqawlan maAAroofa
Turkish
Allah'in, sizi basina diktigi mallarinizi akli ermezlere vermeyin; o mallarla
onlari besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
|
Ayah 4:6 الأية
وَابْتَلُوا الْيَتَامَىٰ حَتَّىٰ إِذَا بَلَغُوا النِّكَاحَ فَإِنْ آنَسْتُم
مِّنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُوا إِلَيْهِمْ أَمْوَالَهُمْ ۖ وَلَا تَأْكُلُوهَا
إِسْرَافًا وَبِدَارًا أَن يَكْبَرُوا ۚ وَمَن كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ ۖ
وَمَن كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِالْمَعْرُوفِ ۚ فَإِذَا دَفَعْتُمْ إِلَيْهِمْ
أَمْوَالَهُمْ فَأَشْهِدُوا عَلَيْهِمْ ۚ وَكَفَىٰ بِاللهِ حَسِيبًا
Wabtaloo alyatama hattaitha balaghoo annikaha fa-in anastumminhum rushdan
fadfaAAoo ilayhim amwalahum walata/kulooha israfan wabidaran an yakbaroowaman
kana ghaniyyan falyastaAAfif waman kanafaqeeran falya/kul bilmaAAroofi fa-itha
dafaAAtumilayhim amwalahum faashhidoo AAalayhim wakafa billahihaseeba
Turkish
Evlenme çagina gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onlarin akilca
olgunlastiklarini görürseniz, mallarini kendilerine teslim edin. "Büyüyecekler
de mallarina sahip olacaklar" endisesiyle onlari israf ederek, tez elden yemeyin.
Zengin olan, onlarin malini yemekten çekinsin. Fakir olan ise, mesrû sûrette
yesin. Mallarini kendilerine verdiginiz zaman, bunu sahitler karsisinda yapin.
Hesap görücü olarak Allah yeter.
|
Ayah 4:7 الأية
لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْأَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَاءِ
نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْأَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ أَوْ
كَثُرَ ۚ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا
Lirrijali naseebun mimmataraka alwalidani wal-aqraboona walinnisa-inaseebun
mimma taraka alwalidani wal-aqraboonamimma qalla minhu aw kathura naseeban
mafrooda
Turkish
Ana, baba ve akrabalarin miras olarak biraktiklarinda erkeklerin hissesi vardir.
Kadinlarin da ana, baba ve akrabalarin biraktiklarinda hisseleri vardir. Bunlar,
az olsun çok olsun, farz kilinmis bir hissedir.
|
Ayah 4:8 الأية
وَإِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ أُولُو الْقُرْبَىٰ وَالْيَتَامَىٰ وَالْمَسَاكِينُ
فَارْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا
Wa-itha hadara alqismataoloo alqurba walyatama walmasakeenufarzuqoohum minhu
waqooloo lahum qawlan maAAroofa
Turkish
Paylasma sirasinda akrabalar, öksüzler, yoksullar hazir bulunurlarsa, onlara da
bir sey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alin.
|
Ayah 4:9 الأية
وَلْيَخْشَ الَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا
عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا اللهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا
Walyakhsha allatheena law tarakoo minkhalfihim thurriyyatan diAAafan
khafooAAalayhim falyattaqoo Allaha walyaqooloo qawlan sadeeda
Turkish
Kendileri, geriye zayif çocuklar biraktiklari takdirde, onlarin geleceginden
endise duyacak olanlar, (yetimler hakkinda da ayni) endiseyi duysunlar,
Allah'dan sakinsinlar ve dogru söz söylesinler.
|
Ayah 4:10 الأية
إِنَّ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَالَ الْيَتَامَىٰ ظُلْمًا إِنَّمَا يَأْكُلُونَ
فِي بُطُونِهِمْ نَارًا ۖ وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيرًا
Inna allatheena ya/kuloona amwalaalyatama thulman innamaya/kuloona fee
butoonihim naran wasayaslawnasaAAeera
Turkish
Yetimlerin mallarini haksiz yere yiyenler, muhakkak ki karinlarini atesle
doldurmus olurlar ve cehennemi boylarlar.
|
Ayah 4:11 الأية
يُوصِيكُمُ اللهُ فِي أَوْلَادِكُمْ ۖ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْأُنثَيَيْنِ ۚ
فَإِن كُنَّ نِسَاءً فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ ۖ وَإِن
كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُ ۚ وَلِأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِّنْهُمَا
السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُ وَلَدٌ ۚ فَإِن لَّمْ يَكُن لَّهُ وَلَدٌ
وَوَرِثَهُ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ الثُّلُثُ ۚ فَإِن كَانَ لَهُ إِخْوَةٌ
فَلِأُمِّهِ السُّدُسُ ۚ مِن بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ ۗ
آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ لَا تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعًا ۚ
فَرِيضَةً مِّنَ اللهِ ۗ إِنَّ اللهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
Yooseekumu Allahu fee awladikumliththakari mithlu haththialonthayayni fa-in
kunna nisaan fawqa ithnatayni falahunnathulutha ma taraka wa-in kanat
wahidatanfalaha annisfu wali-abawayhi likulli wahidinminhuma assudusu mimma
taraka in kanalahu waladun fa-in lam yakun lahu waladun wawarithahu
abawahufali-ommihi aththuluthu fa-in kana lahu ikhwatunfali-ommihi assudusu min
baAAdi wasiyyatin yooseebiha aw daynin abaokum waabnaokum latadroona ayyuhum
aqrabu lakum nafAAan fareedatan mina Allahiinna Allaha kana AAaleeman hakeema
Turkish
Allah size evlatlarinizin miras taksimini söyle emrediyor: Çocuklarinizda,
erkege iki kadin payi kadar, eger hepsi kadin olmak üzere ikiden de fazla iseler,
bunlara mirasin üçte ikisi ve eger bir tek kadin ise o zaman ona malin yarisi
vardir. Eger ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar da birakmissa ana babanin
her birine ölenin terekesinden altida bir; syet ölenin çocugu yok da, mirasçi
olarak ana ve babasi kalmissa, ananin payi üçte birdir. Eger ölenin kardesleri
varsa terekenin altida biri ananindir. Bu paylar, ölenin borçlari ödenip,
vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve
çocuklardan, hangisinin size fayda bakimindan daha yakin oldugunu, siz
bilmezsiniz. Bütün bunlar Allah tarafindan farz kilinmistir. Süphesiz Allah
alîmdir, hakîmdir.
|
Ayah 4:12 الأية
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ أَزْوَاجُكُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٌ ۚ فَإِن
كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ ۚ مِن بَعْدِ وَصِيَّةٍ
يُوصِينَ بِهَا أَوْ دَيْنٍ ۚ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ إِن لَّمْ
يَكُن لَّكُمْ وَلَدٌ ۚ فَإِن كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا
تَرَكْتُم ۚ مِّن بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَا أَوْ دَيْنٍ ۗ وَإِن كَانَ رَجُلٌ
يُورَثُ كَلَالَةً أَوِ امْرَأَةٌ وَلَهُ أَخٌ أَوْ أُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ
مِّنْهُمَا السُّدُسُ ۚ فَإِن كَانُوا أَكْثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَاءُ فِي
الثُّلُثِ ۚ مِن بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصَىٰ بِهَا أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَارٍّ ۚ
وَصِيَّةً مِّنَ اللهِ ۗ وَاللهُ عَلِيمٌ حَلِيمٌ
Walakum nisfu ma taraka azwajukumin lam yakun lahunna waladun fa-in kana lahunna
waladunfalakumu arrubuAAu mimma tarakna min baAAdi wasiyyatinyooseena biha aw
daynin walahunna arrubuAAumimma taraktum in lam yakun lakum waladun fa-in
kanalakum waladun falahunna aththumunu mimma taraktummin baAAdi wasiyyatin
toosoona biha awdaynin wa-in kana rajulun yoorathu kalalatan awiimraatun walahu
akhun aw okhtun falikulli wahidin minhumaassudusu fa-in kanoo akthara min
thalikafahum shurakao fee aththuluthi min baAAdi wasiyyatinyoosa biha aw daynin
ghayra mudarrin wasiyyatanmina Allahi wallahu AAaleemun haleem
Turkish
Eger hanimlarinizin çocuklari yoksa, biraktiklari mirasin yarisi sizindir. Syet
bir çocuklari varsa o zaman mirasin dörtte biri sizindir. Bu paylar, ölenin
vasiyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu ödendikten sonra verilir. Eger siz
çocuk birakmadan ölürseniz, geriye biraktiginiz mirasin dörtte biri
hanimlarinizindir. Syet çocuklariniz varsa o zaman biraktiginiz mirasin sekizde
biri hanimlarinizindir. Bu paylar, yaptiginiz vasiyetler yerine getirilip ve
varsa borcunuz ödendikten sonra verilir. Eger ölen bir erkek veya kadinin çocugu
ve babasi bulunmadigi halde kelle olarak (yan koldan) mirasina konuluyor ve
kendisinin bir erkek veya kizkardesi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras
payi terekenin altida biridir. Eger mevcut olan kardesler bundan daha çok iseler,
bu takdirde kardesler mirasin üçte birini zarara ugratilmaksizin aralarinda esit
olarak taksim ederler. Bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu
ödendikten sonra verilir. Bunlar, Allah tarafindan bir emirdir. Allah her seyi
bilen ve yarattiklarina çok yumusak davranandir.
|
Ayah 4:13 الأية
تِلْكَ حُدُودُ اللهِ ۚ وَمَن يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ
تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ۚ وَذَٰلِكَ الْفَوْزُ
الْعَظِيمُ
Tilka hudoodu Allahi waman yutiAAiAllaha warasoolahu yudkhilhu jannatin tajree
min tahtihaal-anharu khalideena feeha wathalikaalfawzu alAAatheem
Turkish
Iste bütün bu hükümler, Allah'in koydugu hükümler ve çizdigi sinirlardir. Kim
Allah'a ve Peygamberine itat ederse Allah onu altlarindan irmaklar akan
cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardir. Iste büyük kurtulus
budur.
|
Ayah 4:14 الأية
وَمَن يَعْصِ اللهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا
خَالِدًا فِيهَا وَلَهُ عَذَابٌ مُّهِينٌ
Waman yaAAsi Allahawarasoolahu wayataAAadda hudoodahu yudkhilhu narankhalidan
feeha walahu AAathabun muheen
Turkish
Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve Allah'in koydugu sinirlari asarsa
Allah onu da ebedî kalacagi cehennem atesine koyar. Onun için alçaltici bir azab
vardir.
|
Ayah 4:15 الأية
وَاللَّاتِي يَأْتِينَ الْفَاحِشَةَ مِن نِّسَائِكُمْ فَاسْتَشْهِدُوا عَلَيْهِنَّ
أَرْبَعَةً مِّنكُمْ ۖ فَإِن شَهِدُوا فَأَمْسِكُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ حَتَّىٰ
يَتَوَفَّاهُنَّ الْمَوْتُ أَوْ يَجْعَلَ اللهُ لَهُنَّ سَبِيلًا
Wallatee ya/teena alfahishatamin nisa-ikum fastashhidoo AAalayhinna
arbaAAatanminkum fa-in shahidoo faamsikoohunna fee albuyooti hattayatawaffahunna
almawtu aw yajAAala Allahu lahunnasabeela
Turkish
Kadinlarinizdan zina edenlere karsi, içinizden dört sahit getirin. Eger onlar,
sahitlik yaparlarsa, bu kadinlari, ölüm alip götürünceye kadar veya Allah onlara
bir çikis yolu açincaya kadar evlerde hapsedin.
|
Ayah 4:16 الأية
وَاللَّذَانِ يَأْتِيَانِهَا مِنكُمْ فَآذُوهُمَا ۖ فَإِن تَابَا وَأَصْلَحَا
فَأَعْرِضُوا عَنْهُمَا ۗ إِنَّ اللهَ كَانَ تَوَّابًا رَّحِيمًا
Wallathani ya/tiyanihaminkum faathoohuma fa-in taba waaslahafaaAAridoo AAanhuma
inna Allaha kanatawwaban raheema
Turkish
Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eger onlar tevbe edip
kendilerini islah ederlerse onlardan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden
ve çok merhamet edendir.
|
Ayah 4:17 الأية
إِنَّمَا التَّوْبَةُ عَلَى اللهِ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ السُّوءَ بِجَهَالَةٍ
ثُمَّ يَتُوبُونَ مِن قَرِيبٍ فَأُولَٰئِكَ يَتُوبُ اللهُ عَلَيْهِمْ ۗ وَكَانَ
اللهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
Innama attawbatu AAalaAllahi lillatheena yaAAmaloona assoo-abijahalatin thumma
yatooboona min qareebin faola-ikayatoobu Allahu AAalayhim wakana AllahuAAaleeman
hakeema
Turkish
Ancak Allah'in kabul etmesini vaad buyurdugu tevbe, o kimseler içindir ki,
bilmeyerek günah isleyip hemen tevbe edenlerin tevbesidir. Iste Allah bunlarin
tevbelerini kabul eder. Allah alîmdir hakîmdir. (Her seyi bilendir, hikmet
sahibidir).
|
Ayah 4:18 الأية
وَلَيْسَتِ التَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ حَتَّىٰ إِذَا حَضَرَ
أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ إِنِّي تُبْتُ الْآنَ وَلَا الَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ
كُفَّارٌ ۚ أُولَٰئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Walaysati attawbatu lillatheenayaAAmaloona assayyi-ati hatta ithahadara
ahadahumu almawtu qala inneetubtu al-ana wala allatheena yamootoonawahum
kuffarun ola-ika aAAtadna lahum AAathabanaleema
Turkish
Yoksa günah isleyip de kendisine ölüm gelince: "Iste ben simdi tevbe ettim."
diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kfir olarak ölenlerin de tevbeleri
kabul edilmez. Iste bunlara ahirette can yakici bir azap hazirlamisizdir.
|
Ayah 4:19 الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَرِثُوا النِّسَاءَ
كَرْهًا ۖ وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا بِبَعْضِ مَا آتَيْتُمُوهُنَّ إِلَّا
أَن يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ ۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ ۚ فَإِن
كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَىٰ أَن تَكْرَهُوا شَيْئًا وَيَجْعَلَ اللهُ فِيهِ
خَيْرًا كَثِيرًا
Ya ayyuha allatheena amanoola yahillu lakum an tarithoo annisaakarhan wala
taAAduloohunna litathhaboobibaAAdi ma ataytumoohunna illa anya/teena
bifahishatin mubayyinatin waAAashiroohunnabilmaAAroofi fa-in karihtumoohunna
faAAasa antakrahoo shay-an wayajAAala Allahu feehi khayran katheera
Turkish
Ey iman edenler! Kadinlara zorla varis olmaniz size helal degildir. Verdiginiz
mehrin bir kismini kurtaracaksiniz diye, onlari sikistirmaniz da helal degildir.
Ancak açik bir hayasizlik yapmis olurlarsa baska. Onlarla iyi geçinin. Eger
kendilerinden hoslanmadinizsa, olabilir ki, siz bir seyden hoslanmasaniz da
Allah onda bir çok hayir takdir etmis bulunur.
|
Ayah 4:20 الأية
وَإِنْ أَرَدتُّمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَّكَانَ زَوْجٍ وَآتَيْتُمْ إِحْدَاهُنَّ
قِنطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا مِنْهُ شَيْئًا ۚ أَتَأْخُذُونَهُ بُهْتَانًا وَإِثْمًا
مُّبِينًا
Wa-in aradtumu istibdala zawjin makanazawjin waataytum ihdahunna qintaranfala ta/khuthoo
minhu shay-an ata/khuthoonahubuhtanan wa-ithman mubeena
Turkish
Eger bir esi birakip da yerine diger bir es almak isterseniz, öncekine yüklerle
mehir vermis de bulunsaniz, ondan bir sey geri almayin. O mali bir iftira ve
açik bir günah isnadi yaparak geri alir misiniz?
|
Ayah 4:21 الأية
وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُ وَقَدْ أَفْضَىٰ بَعْضُكُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ وَأَخَذْنَ
مِنكُم مِّيثَاقًا غَلِيظًا
Wakayfa ta/khuthoonahu waqad afdabaAAdukum ila baAAdin waakhathnaminkum
meethaqan ghaleetha
Turkish
Birbirinizle kaynasip basbasa kalmisken ve onlar sizden kuvvetli bir teminat
almisken verdiginizi nasil geri alabilirsiniz?
|
Ayah 4:22 الأية
وَلَا تَنكِحُوا مَا نَكَحَ آبَاؤُكُم مِّنَ النِّسَاءِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ ۚ
إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَمَقْتًا وَسَاءَ سَبِيلًا
Wala tankihoo ma nakahaabaokum mina annisa-i illa maqad salafa innahu kana
fahishatan wamaqtan wasaasabeela
Turkish
Cahiliye devrinde geçenler müstesna, babalarinizin nikahladigi kadinlarla
evlenmeyiniz. Süphe yok ki o, pek çirkindi, igrenç idi, o ne fena bir detti.
|
Ayah 4:23 الأية
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ أُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَأَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ
وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْأَخِ وَبَنَاتُ الْأُخْتِ وَأُمَّهَاتُكُمُ اللَّاتِي
أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَاتُكُم مِّنَ الرَّضَاعَةِ وَأُمَّهَاتُ نِسَائِكُمْ
وَرَبَائِبُكُمُ اللَّاتِي فِي حُجُورِكُم مِّن نِّسَائِكُمُ اللَّاتِي دَخَلْتُم
بِهِنَّ فَإِن لَّمْ تَكُونُوا دَخَلْتُم بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ
وَحَلَائِلُ أَبْنَائِكُمُ الَّذِينَ مِنْ أَصْلَابِكُمْ وَأَن تَجْمَعُوا بَيْنَ
الْأُخْتَيْنِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ ۗ إِنَّ اللهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
Hurrimat AAalaykum ommahatukumwabanatukum waakhawatukum waAAammatukum
wakhalatukumwabanatu al-akhi wabanatu al-okhti waommahatukumuallatee ardaAAnakum
waakhawatukum mina arradaAAatiwaommahatu nisa-ikum waraba-ibukumu allateefee
hujoorikum min nisa-ikumu allateedakhaltum bihinna fa-in lam takoonoo dakhaltum
bihinna falajunaha AAalaykum wahala-ilu abna-ikumuallatheena min aslabikum waan
tajmaAAoobayna al-okhtayni illa ma qad salafa inna Allahakana ghafooran raheema
Turkish
Size sunlari nikahlamak haram kilindi: Anneleriniz, kizlariniz, kiz
kardesleriniz, halalariniz, teyzeleriniz, erkek ve kiz kardeslerinizin kizlari,
sizi emziren süt anneleriniz, süt kizkardesleriniz ve karilarinizin anneleri, ve
kendileri ile zifafa girdiginiz kadinlarinizdan olan ve evlerinizde bulunan üvey
kizlariniz. Eger üvey kizlarinizin anneleri ile zifafa girmemisseniz onlarla
evlenmenizde size bir günah yoktur. Sulbünüzden gelen (öz) ogullarinizin
hanimlari ile evlenmeniz ve iki kiz kardesi birlikte nikahlamaniz da haramdir.
Ancak cahiliyyet devrinde geçen geçmistir. Süphesiz ki Allah gafur (çok
bagislayici) ve çok merhamet edicidir.
|
Ayah 4:24 الأية
وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ۖ كِتَابَ
اللهِ عَلَيْكُمْ ۚ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَاءَ ذَٰلِكُمْ أَن تَبْتَغُوا
بِأَمْوَالِكُم مُّحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَافِحِينَ ۚ فَمَا اسْتَمْتَعْتُم بِهِ
مِنْهُنَّ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً ۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا
تَرَاضَيْتُم بِهِ مِن بَعْدِ الْفَرِيضَةِ ۚ إِنَّ اللهَ كَانَ عَلِيمًا
حَكِيمًا
Walmuhsanatu mina annisa-iilla ma malakat aymanukum kitaba AllahiAAalaykum
waohilla lakum ma waraa thalikuman tabtaghoo bi-amwalikum muhsineena ghayra
musafiheenafama istamtaAAtum bihi minhunna faatoohunnaojoorahunna fareedatan
wala junaha AAalaykumfeema taradaytum bihi min baAAdi alfareedatiinna Allaha
kana AAaleeman hakeema
Turkish
Bir de harb esiri olarak sahibi bulundugunuz cariyeler müstesna, evli kadinlarla
evlenmeniz de size haram kilindi. Bütün bunlar Allah'in üzerinize farz kildigi
hükümlerdir. Bunlarin disinda kalanlar ise iffetli olarak zina etmeksizin
mallarinizla mehir vermek suretiyle evlenmek istemeniz size helal kilindi. O
halde onlardan nikah ile faydalanmaniza karsilik mehirlerini kendilerine verin
ki, bu farzdir. O mehri takdir edip kesinlestirdikten sonra birbirinizi razi
etmenizde bir mahzur yoktur. Süphesiz ki Allah her seyi çok iyi bilendir, hüküm
ve hikmet sahibidir.
|
Ayah 4:25 الأية
وَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ مِنكُمْ طَوْلًا أَن يَنكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ
فَمِن مَّا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُم مِّن فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِ ۚ وَاللهُ
أَعْلَمُ بِإِيمَانِكُم ۚ بَعْضُكُم مِّن بَعْضٍ ۚ فَانكِحُوهُنَّ بِإِذْنِ
أَهْلِهِنَّ وَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ
مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ أَخْدَانٍ ۚ فَإِذَا أُحْصِنَّ فَإِنْ أَتَيْنَ
بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِ ۚ
ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ الْعَنَتَ مِنكُمْ ۚ وَأَن تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَّكُمْ ۗ
وَاللهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Waman lam yastatiAA minkum tawlanan yankiha almuhsanati almu/minatifamin ma
malakat aymanukum min fatayatikumualmu/minati wallahu aAAlamu bi-eemanikumbaAAdukum
min baAAdin fankihoohunnabi-ithni ahlihinna waatoohunna ojoorahunna
bilmaAAroofimuhsanatin ghayra masafihatin walamuttakhithati akhdanin fa-itha
ohsinnafa-in atayna bifahishatin faAAalayhinna nisfu maAAala almuhsanati mina
alAAathabi thalikaliman khashiya alAAanata minkum waan tasbiroo khayrunlakum
wallahu ghafoorun raheem
Turkish
Sizden her kim hür mümin kadinlari nikah edecek bir zenginlige gücü yetmiyorsa,
ona da ellerinizin altindaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rizasi ile
nikahlamak var. Allah sizin imaninizi daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O
halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle
cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin.
Evlendikten sonra bir fuhus yaparlarsa, o vakit hür kadinlar hakkinda gerekli
bulunan cezanin yarisi kendilerine lazim gelir. Bu hükümler, içinizden günah
islemekten korkanlaradir. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayirlidir. Allah
Gafûrdur, Rahimdir (çok bagislayicidir, çok merhamet edicidir).
|
Ayah 4:26 الأية
يُرِيدُ اللهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ
وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْ ۗ وَاللهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Yureedu Allahu liyubayyina lakumwayahdiyakum sunana allatheena min qablikum
wayatoobaAAalaykum wallahu AAaleemun hakeem
Turkish
Allah, sizlere bilmediklerinizi bildirmek, sizden öncekilerin yollarini size
göstermek ve tevbenizi kabul etmek istiyor. Allah, her seyi çok iyi bilendir,
hüküm ve hikmet sahibidir.
|
Ayah 4:27 الأية
وَاللهُ يُرِيدُ أَن يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُرِيدُ الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ
الشَّهَوَاتِ أَن تَمِيلُوا مَيْلًا عَظِيمًا
Wallahu yureedu an yatoobaAAalaykum wayureedu allatheena yattabiAAoona
ashshahawatian tameeloo maylan AAatheem
Turkish
Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki sehvetlerine uyanlar ise,
sizin dogru yoldan büyük bir meyl ile sapmanizi istiyorlar.
|
Ayah 4:28 الأية
يُرِيدُ اللهُ أَن يُخَفِّفَ عَنكُمْ ۚ وَخُلِقَ الْإِنسَانُ ضَعِيفًا
Yureedu Allahu an yukhaffifa AAankumwakhuliqa al-insanu daAAeefa
Turkish
Allah, din hususundaki agir teklifleri sizden hafifletmek istiyor. Çünkü insan
sabir ve tahammül bakimindan zayif yaratilmistir.
|
Ayah 4:29 الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُم بَيْنَكُم بِالْبَاطِلِ
إِلَّا أَن تَكُونَ تِجَارَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ ۚ وَلَا تَقْتُلُوا أَنفُسَكُمْ
ۚ إِنَّ اللهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا
Ya ayyuha allatheena amanoola ta/kuloo amwalakum baynakum bilbatiliilla an
takoona tijaratan AAan taradinminkum wala taqtuloo anfusakum inna Allaha
kanabikum raheema
Turkish
Ey iman edenler! Mallarinizi aranizda haksizlikla yemeyin. Ancak kendi rizanizla
yaptiginiz ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canina kiymayin. Süphesiz
Allah, size karsi çok merhametlidir.
|
Ayah 4:30 الأية
وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ عُدْوَانًا وَظُلْمًا فَسَوْفَ نُصْلِيهِ نَارًا ۚ وَكَانَ
ذَٰلِكَ عَلَى اللهِ يَسِيرًا
Waman yafAAal thalika AAudwananwathulman fasawfa nusleehi naran wakanathalika
AAala Allahi yaseera
Turkish
Kim, zulüm ve tecavüz yolu ile bu yasaklari islerse, yakinda onu cehennem
atesine atacagiz. Onu atese atmak da Allah'a pek kolaydir.
|
Ayah 4:31 الأية
إِن تَجْتَنِبُوا كَبَائِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ
وَنُدْخِلْكُم مُّدْخَلًا كَرِيمًا
In tajtaniboo kaba-ira matunhawna AAanhu nukaffir AAankum sayyi-atikum
wanudkhilkummudkhalan kareema
Turkish
Eger siz, yasaklandiginiz büyük günahlardan sakinirsaniz, diger kusurlarinizi
örter, sizi güzel bir makama koyariz.
|
Ayah 4:32 الأية
وَلَا تَتَمَنَّوْا مَا فَضَّلَ اللهُ بِهِ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ
لِّلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِّمَّا اكْتَسَبُوا ۖ وَلِلنِّسَاءِ نَصِيبٌ مِّمَّا
اكْتَسَبْنَ ۚ وَاسْأَلُوا اللهَ مِن فَضْلِهِ ۗ إِنَّ اللهَ كَانَ بِكُلِّ
شَيْءٍ عَلِيمًا
Wala tatamannaw ma faddalaAllahu bihi baAAdakum AAala baAAdinlirrijali naseebun
mimma iktasaboowalinnisa-i naseebun mimma iktasabnawas-aloo Allaha min fadlihi
inna Allahakana bikulli shay-in AAaleema
Turkish
Bir de Allah'in baziniza, digerinden fazla verdigi seyleri temenni etmeyin.
Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardir. Kadinlara da kendi kazandiklarindan
bir pay vardir. Isteklerinizi Allah'in fazlindan ve kereminden isteyin.
Gerçekten Allah her seyi hakkiyla bilendir.
|
Ayah 4:33 الأية
وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَالِيَ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْأَقْرَبُونَ ۚ
وَالَّذِينَ عَقَدَتْ أَيْمَانُكُمْ فَآتُوهُمْ نَصِيبَهُمْ ۚ إِنَّ اللهَ كَانَ
عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدًا
Walikullin jaAAalna mawaliyamimma taraka alwalidani wal-aqraboonawallatheena
AAaqadat aymanukum faatoohumnaseebahum inna Allaha kana AAalakulli shay-in
shaheeda
Turkish
Anne, baba ve akrabalarin biraktiklari her sey için bir mirasçi tayin ettik.
Yemin akdiyle mirasçi kildiklarinizin paylarini da verin. Süphesiz Allah, her
seye sahittir.
|
Ayah 4:34 الأية
الرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ بِمَا فَضَّلَ اللهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ
بَعْضٍ وَبِمَا أَنفَقُوا مِنْ أَمْوَالِهِمْ ۚ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ
حَافِظَاتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللهُ ۚ وَاللَّاتِي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ
فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّ ۖ فَإِنْ
أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا ۗ إِنَّ اللهَ كَانَ عَلِيًّا
كَبِيرًا
Arrijalu qawwamoonaAAala annisa-i bima faddalaAllahu baAAdahum AAala baAAdin
wabimaanfaqoo min amwalihim fassalihatu qanitatunhafithatun lilghaybi bima
hafithaAllahu wallatee takhafoonanushoozahunna faAAithoohunna wahjuroohunnafee
almadajiAAi wadriboohunna fa-in ataAAnakumfala tabghoo AAalayhinna sabeelan inna
Allaha kanaAAaliyyan kabeera
Turkish
Erkekler, kadin üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad,
imamet, miras gibi islerde) digerinden üstün yaratmistir. Bir de erkekler
mallarindan (aile fertlerine) harcamaktadirlar. Iyi kadinlar, itaatkar olanlar
ve Allah'in korunmasini emrettigi seyleri kocalarinin bulunmadigi zamanlarda da
koruyanlardir. Fenalik ve geçimsizliklerinden korktugunuz kadinlara gelince:
Önce kendilerine ögüt verin, yataklarindan ayrilin. Bunlar da fayda vermezse
dövün. Eger size itaat ederlerse kendilerini incitmeye baska bir bahane aramayin.
Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.
|
Ayah 4:35 الأية
وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِّنْ أَهْلِهِ وَحَكَمًا
مِّنْ أَهْلِهَا إِن يُرِيدَا إِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللهُ بَيْنَهُمَا ۗ إِنَّ
اللهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا
Wa-in khiftum shiqaqa baynihimafabAAathoo hakaman min ahlihi wahakaman minahliha
in yureeda islahan yuwaffiqiAllahu baynahuma inna Allaha kanaAAaleeman khabeera
Turkish
Eger kari-koca arasinin açilmasindan endiseye düserseniz bir hakem erkegin
tarafindan, bir hakem de kadinin ailesinden kendilerine gönderin. Bu arabulucu
hakemler gerçekten baristirmak isterlerse, Allah kari-koca arasindaki darginlik
yerine geçim verir. Süphesiz ki Allah hakkiyla bilendir, her seyin aslindan
haberdardir.
|
Ayah 4:36 الأية
وَاعْبُدُوا اللهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا ۖ وَبِالْوَالِدَيْنِ
إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَىٰ وَالْيَتَامَىٰ وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي
الْقُرْبَىٰ وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنبِ وَابْنِ السَّبِيلِ
وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ۗ إِنَّ اللهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالًا
فَخُورًا
WaAAbudoo Allaha walatushrikoo bihi shay-an wabilwalidayni ihsananwabithee
alqurba walyatama walmasakeeniwaljari thee alqurba waljarialjunubi wassahibi
biljanbi wabniassabeeli wama malakat aymanukum inna Allahala yuhibbu man kana
mukhtalan fakhoora
Turkish
Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir seyi ortak kosmayin. Sonra anaya, babaya,
akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komsulara, yakin komsulara, yaninda
bulunan arkadasa, yolda kalanlara, sahip oldugunuz kölelere iyilik edin.
Süphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.
|
Ayah 4:37 الأية
الَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ وَيَكْتُمُونَ مَا
آتَاهُمُ اللهُ مِن فَضْلِهِ ۗ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
Allatheena yabkhaloona waya/muroona annasabilbukhli wayaktumoona ma
atahumuAllahu min fadlihi waaAAtadna lilkafireenaAAathaban muheena
Turkish
Onlar ki hem kiskanir, cimrilik ederler, hem de herkese cimrilik tavsiye ederler
ve Allah'in kendilerine lütfundan verdigi nimeti gizlerler. Biz kfirlere
alçaltici bir azap hazirladik.
|
Ayah 4:38 الأية
وَالَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ رِئَاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُونَ بِاللهِ
وَلَا بِالْيَوْمِ الْآخِرِ ۗ وَمَن يَكُنِ الشَّيْطَانُ لَهُ قَرِينًا فَسَاءَ
قَرِينًا
Wallatheena yunfiqoona amwalahumri-aa annasi wala yu/minoona billahiwala
bilyawmi al-akhiri waman yakuni ashshaytanulahu qareenan fasaa qareena
Turkish
Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etmedikleri halde mallarini, insanlara
gösteris yapmak için harcarlar. Seytan kimin arkadasi olursa, o ne kötü
arkadastir!
|
Ayah 4:39 الأية
وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ آمَنُوا بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَأَنفَقُوا
مِمَّا رَزَقَهُمُ اللهُ ۚ وَكَانَ اللهُ بِهِمْ عَلِيمًا
Wamatha AAalayhim law amanoobillahi walyawmi al-akhiriwaanfaqoo mimma razaqahumu
Allahu wakana Allahubihim AAaleema
Turkish
Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'in verdigi riziktan
gösterissiz harcasalardi kendilerine ne zarar gelirdi? Allah onlarin söz ve
islerini çok iyi bilendir.
|
Ayah 4:40 الأية
إِنَّ اللهَ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ ۖ وَإِن تَكُ حَسَنَةً يُضَاعِفْهَا
وَيُؤْتِ مِن لَّدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا
Inna Allaha la yathlimumithqala tharratin wa-in taku hasanatan yudaAAifhawayu/ti
min ladunhu ajran AAatheema
Turkish
Süphesiz ki Allah, hiç kimseye zerre kadar zulüm etmez. Eger yapilan iyilik
zerre kadar da olsa, onun sevabini kat kat artirir. Ve kendi katindan büyük bir
mükafat verir.
|
Ayah 4:41 الأية
فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِن كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَىٰ
هَٰؤُلَاءِ شَهِيدًا
Fakayfa itha ji/na min kulliommatin bishaheedin waji/na bika AAala
haola-ishaheeda
Turkish
Her ümmetten bir sahit getirdigimiz ve seni de onlarin üzerine bir sahit
yaptigimiz zaman bakalim kfirlerin hali ne olacak!..
|
Ayah 4:42 الأية
يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوَّىٰ بِهِمُ
الْأَرْضُ وَلَا يَكْتُمُونَ اللهَ حَدِيثًا
Yawma-ithin yawaddu allatheenakafaroo waAAasawoo arrasoola law tusawwabihimu al-ardu
wala yaktumoona Allaha hadeetha
Turkish
Allah'i, inkar edip peygambere isyan edenler, o kiyamet günü yerle bir olmayi
isterler. Allah'tan hiçbir sözü gizleyemezler.
|
Ayah 4:43 الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلَاةَ وَأَنتُمْ سُكَارَىٰ
حَتَّىٰ تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّىٰ
تَغْتَسِلُوا ۚ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَاءَ أَحَدٌ
مِّنكُم مِّنَ الْغَائِطِ أَوْ لَامَسْتُمُ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً
فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ ۗ إِنَّ
اللهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا
Ya ayyuha allatheena amanoola taqraboo assalata waantum sukarahatta taAAlamoo ma
taqooloona walajunuban illa AAabiree sabeelin hattataghtasiloo wa-in kuntum
marda aw AAala safarin awjaa ahadun minkum mina algha-iti aw lamastumuannisaa
falam tajidoo maan fatayammamoo saAAeedantayyiban famsahoo biwujoohikum
waaydeekuminna Allaha kana AAafuwwan ghafoora
Turkish
Ey iman edenler! Sarhos iken ne söylediginizi bilinceye kadar namaza yaklasmayin.
Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklasmayin.
Eger hasta olur, veya yolculukta bulunursaniz veyahut biriniz abdest bozmaktan
gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsaniz o zaman tertemiz bir
toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Süphesiz ki
Allah çok affedicidir, çok bagislayicidir.
|
Ayah 4:44 الأية
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِّنَ الْكِتَابِ يَشْتَرُونَ
الضَّلَالَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّوا السَّبِيلَ
Alam tara ila allatheena ootoonaseeban mina alkitabi yashtaroona
addalalatawayureedoona an tadilloo assabeel
Turkish
Kendilerine kitaptan bir nasib verilmis olanlari görmüyor musun? Onlar,
sapikligi satin aliyorlar ve sizin de yoldan sapmanizi istiyorlar.
|
Ayah 4:45 الأية
وَاللهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَائِكُمْ ۚ وَكَفَىٰ بِاللهِ وَلِيًّا وَكَفَىٰ
بِاللهِ نَصِيرًا
Wallahu aAAlamu bi-aAAda-ikumwakafa billahi waliyyan wakafa billahinaseera
Turkish
Allah sizin düsmanlarinizi çok iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter. Ve
yardimci olarak da Allah yeter.
|
Ayah 4:46 الأية
مِّنَ الَّذِينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِ وَيَقُولُونَ
سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا
بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِي الدِّينِ ۚ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا
وَأَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَٰكِن
لَّعَنَهُمُ اللهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا
Mina allatheena hadoo yuharrifoonaalkalima AAan mawadiAAihi wayaqooloona
samiAAnawaAAasayna wasmaAA ghayra musmaAAin waraAAinalayyan bi-alsinatihim
wataAAnan fee addeeni walawannahum qaloo samiAAna waataAAna wasmaAAwanthurna
lakana khayranlahum waaqwama walakin laAAanahumu Allahubikufrihim fala yu/minoona
illa qaleela
Turkish
Yahudilerden bir kismi, (Allah'in kitabindaki) kelimeleri esas mnsindan
kaydirip; dillerini egerek ve dine saldirarak, "Sözünü isittik, emirlerine isyan
ettik, dinle, dinlemez olasi ve rin (bizi gözet)" diyorlar. Halbuki onlar, "Isittik
ve itaat ettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu, kendileri için daha hayirli
ve daha dogru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemistir.
Artik onlar, pek azi müstesna, iman etmezler.
|
Ayah 4:47 الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ آمِنُوا بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا
لِّمَا مَعَكُم مِّن قَبْلِ أَن نَّطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلَىٰ
أَدْبَارِهَا أَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّا أَصْحَابَ السَّبْتِ ۚ وَكَانَ
أَمْرُ اللهِ مَفْعُولًا
Ya ayyuha allatheenaootoo alkitaba aminoo bima nazzalnamusaddiqan lima maAAakum
min qabli an natmisawujoohan fanaruddaha AAala adbarihaaw nalAAanahum kama
laAAanna as-habaassabti wakana amru Allahi mafAAoola
Turkish
Ey kendilerine kitap verilenler! Gelin yaninizda bulunan (Tevrat)i tasdik etmek
üzere indirdigimiz bu kitaba iman edin. Biz birtakim yüzleri silip de enselerine
çevirmeden yahut cumartesi halkini (yahudileri) lanetledigimiz gibi onlari
lanetlemeden önce iman edin. Yoksa Allah'in emri mutlaka yerine gelecektir.
|
Ayah 4:48 الأية
إِنَّ اللهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن
يَشَاءُ ۚ وَمَن يُشْرِكْ بِاللهِ فَقَدِ افْتَرَىٰ إِثْمًا عَظِيمًا
Inna Allaha la yaghfiru anyushraka bihi wayaghfiru ma doona thalika limanyashao
waman yushrik billahi faqadi iftaraithman AAatheema
Turkish
Dogrusu Allah, kendisine ortak kosulmasini asla affetmez. Ondan baskasini (diger
günahlari) ise, diledigi kimseler için bagislar ve magfiret buyurur. Her kim
Allah'a sirk kosarsa gerçekten pek büyük bir günah ile iftira etmis olur.
|
Ayah 4:49 الأية
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُم ۚ بَلِ اللهُ يُزَكِّي مَن
يَشَاءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا
Alam tara ila allatheenayuzakkoona anfusahum bali Allahu yuzakkee man yashaowala
yuthlamoona fateela
Turkish
Kendi nefislerini temize çikaranlari görmüyor musun? Hayir! Ancak Allah,
diledigini temize çikarir. Onlara kil kadar zulmedilmez.
|
Ayah 4:50 الأية
انظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللهِ الْكَذِبَ ۖ وَكَفَىٰ بِهِ إِثْمًا
مُّبِينًا
Onthur kayfa yaftaroona AAalaAllahi alkathiba wakafa bihi ithman mubeena
Turkish
Bak nasil da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçik bir günah olarak bu yeter.
|
Ayah 4:51 الأية
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِّنَ الْكِتَابِ يُؤْمِنُونَ
بِالْجِبْتِ وَالطَّاغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا هَٰؤُلَاءِ أَهْدَىٰ
مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا سَبِيلًا
Alam tara ila allatheena ootoonaseeban mina alkitabi yu/minoona
biljibtiwattaghooti wayaqooloona lillatheenakafaroo haola-i ahda mina allatheena
amanoosabeela
Turkish
"Su kendilerine kitaptan (okuma yazmadan) bir nasib verilmis olanlari görmüyor
musun! Onlar puta ve seytana inaniyorlar. Ve Allah'i tanimayanlara, "Bunlar,
müminlerden daha dogru yoldadir." diyorlar.
|
Ayah 4:52 الأية
أُولَٰئِكَ الَّذِينَ لَعَنَهُمُ اللهُ ۖ وَمَن يَلْعَنِ اللهُ فَلَن تَجِدَ
لَهُ نَصِيرًا
Ola-ika allatheena laAAanahumuAllahu waman yalAAani Allahu falan tajida lahu
naseera
Turkish
Onlar, Allah'in lanet ettigi kimselerdir. Allah kime lanet ederse artik ona asla
bir yardimci bulamazsin.
|
Ayah 4:53 الأية
أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ الْمُلْكِ فَإِذًا لَّا يُؤْتُونَ النَّاسَ نَقِيرًا
Am lahum naseebun mina almulki fa-ithanla yu/toona annasa naqeera
Turkish
Yoksa onlarin mülkten bir payi mi vardir. Eger öyle olsaydi, insanlara bir
çekirdegin zerresini bile vermezlerdi.
|
Ayah 4:54 الأية
أَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلَىٰ مَا آتَاهُمُ اللهُ مِن فَضْلِهِ ۖ فَقَدْ
آتَيْنَا آلَ إِبْرَاهِيمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَآتَيْنَاهُم مُّلْكًا
عَظِيمًا
Am yahsudoona annasaAAala ma atahumu Allahu min fadlihifaqad atayna ala
ibraheema alkitabawalhikmata waataynahum mulkan AAatheema
Turkish
Yoksa onlar, Allah'in lütuf ve kereminden insanlara verdigi nimetleri
kiskaniyorlar mi? Süphesiz biz, Ibrahim ailesine de kitap ve hikmeti vermistik.
Hem de onlara büyük bir mülk ve saltanat ihsan ettik.
|
Ayah 4:55 الأية
فَمِنْهُم مَّنْ آمَنَ بِهِ وَمِنْهُم مَّن صَدَّ عَنْهُ ۚ وَكَفَىٰ بِجَهَنَّمَ
سَعِيرًا
Faminhum man amana bihi waminhum man saddaAAanhu wakafa bijahannama saAAeera
Turkish
Iste o yahudilerden bir kismi ona iman etti. Bir kismi da ondan yüz çevirdi. O
iman etmeyenlere cehennem alevi yeter.
|
Ayah 4:56 الأية
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ
جُلُودُهُم بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَ ۗ إِنَّ
اللهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا
Inna allatheena kafaroo bi-ayatinasawfa nusleehim naran kullama
nadijatjulooduhum baddalnahum juloodan ghayraha liyathooqooalAAathaba inna
Allaha kana AAazeezan hakeema
Turkish
Süphesiz ki yetlerimizi inkr eden kfirleri biz yarin bir atese atacagiz.
Derileri pistikçe azabi duysunlar diye, kendilerine baska deriler verecegiz.
Çünkü, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
|
Ayah 4:57 الأية
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن
تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ۖ لَّهُمْ فِيهَا أَزْوَاجٌ
مُّطَهَّرَةٌ ۖ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلِيلًا
Wallatheena amanoowaAAamiloo assalihati sanudkhiluhum jannatintajree min tahtiha
al-anharu khalideenafeeha abadan lahum feeha azwajun mutahharatunwanudkhiluhum
thillan thaleela
Turkish
Iman edip salih ameller isliyenleri ise, altlarindan irmaklar akan cennetlere
koyacagiz. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz esler vardir.
Onlari, koyu gölgeler altinda bulunduracagiz.
|
Ayah 4:58 الأية
إِنَّ اللهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَىٰ أَهْلِهَا وَإِذَا
حَكَمْتُم بَيْنَ النَّاسِ أَن تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ ۚ إِنَّ اللهَ نِعِمَّا
يَعِظُكُم بِهِ ۗ إِنَّ اللهَ كَانَ سَمِيعًا بَصِيرًا
Inna Allaha ya/murukum an tu-addooal-amanati ila ahliha wa-itha hakamtumbayna
annasi an tahkumoo bilAAadliinna Allaha niAAimma yaAAithukum bihiinna Allaha
kana sameeAAan baseera
Turkish
Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasinda hükmettiginiz zaman
adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel ögüt veriyor.
Süphesiz ki Allah her seyi hakkiyla isiten, hakkiyla görendir.
|
Ayah 4:59 الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي
الْأَمْرِ مِنكُمْ ۖ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللهِ
وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ ۚ ذَٰلِكَ
خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا
Ya ayyuha allatheena amanooateeAAoo Allaha waateeAAoo arrasoolawaolee al-amri
minkum fa-in tanazaAAtum fee shay-infaruddoohu ila Allahi warrasooli in kuntumtu/minoona
billahi walyawmi al-akhirithalika khayrun waahsanu ta/weela
Turkish
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan
emir sahibine de itaat edin. Eger herhangi bir seyde anlasmazliga düserseniz;
Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inaniyorsaniz, onu Allah ve Resulüne arz edin.
Bu, daha iyidir ve sonuç bakimindan da daha güzeldir.
|
Ayah 4:60 الأية
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُوا بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ
وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُوا إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ
أُمِرُوا أَن يَكْفُرُوا بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلَالًا
بَعِيدًا
Alam tara ila allatheenayazAAumoona annahum amanoo bima onzila ilayka wamaonzila
min qablika yureedoona an yatahakamoo ila attaghootiwaqad omiroo an yakfuroo
bihi wayureedu ashshaytanuan yudillahum dalalan baAAeeda
Turkish
Sunlari görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene
inandiklarini ileri sürüyorlar da taguta inanmamalari kendilerine emrolundugu
halde, tagut önünde muhakemelesmek istiyorlar. Seytan da onlari bir daha
dönemeyecekleri kadar iyice sapikliga düsürmek istiyor.
|
Ayah 4:61 الأية
وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا إِلَىٰ مَا أَنزَلَ اللهُ وَإِلَى الرَّسُولِ
رَأَيْتَ الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّونَ عَنكَ صُدُودًا
Wa-itha qeela lahum taAAalawila ma anzala Allahu wa-ila arrasooliraayta
almunafiqeena yasuddoona AAanka sudooda
Turkish
Onlara: "Allah'in indirdigine ve Peygambere gelin!" denince, münafiklarin senden
büsbütün uzaklastiklarini görürsün.
|
Ayah 4:62 الأية
فَكَيْفَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ثُمَّ جَاءُوكَ
يَحْلِفُونَ بِاللهِ إِنْ أَرَدْنَا إِلَّا إِحْسَانًا وَتَوْفِيقًا
Fakayfa itha asabat-hum museebatunbima qaddamat aydeehim thumma jaooka
yahlifoonabillahi in aradna illa ihsananwatawfeeqa
Turkish
Ya nasil, elleriyle yaptiklari yüzünden baslarina bir felaket gelince, hemen
sana geldiler de: "Biz sadece iyilik etmek ve arayi bulmak istedik." diye
Allah'a yemin ediyorlar.
|
Ayah 4:63 الأية
أُولَٰئِكَ الَّذِينَ يَعْلَمُ اللهُ مَا فِي قُلُوبِهِمْ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ
وَعِظْهُمْ وَقُل لَّهُمْ فِي أَنفُسِهِمْ قَوْلًا بَلِيغًا
Ola-ika allatheena yaAAlamuAllahu ma fee quloobihim faaAArid AAanhumwaAAithhum
waqul lahum fee anfusihim qawlan baleegha
Turkish
Onlar, Allah'in kalblerindekini bildigi kimselerdir; Onlara aldirma, onlara ögüt
ver ve onlarin içlerine tesir edecek güzel söz söyle!
|
Ayah 4:64 الأية
وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللهِ ۚ وَلَوْ
أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُوا أَنفُسَهُمْ جَاءُوكَ فَاسْتَغْفَرُوا اللهَ
وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا
Wama arsalna min rasoolin illaliyutaAAa bi-ithni Allahi walaw annahum
iththalamoo anfusahum jaooka fastaghfarooAllaha wastaghfara lahumu
arrasoolulawajadoo Allaha tawwaban raheema
Turkish
Biz hangi peygamberi gönderdikse, sirf Allah'in izni ile itaat edilmek üzere
gönderdik. Eger onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan
günahlarinin bagislanmasini dileselerdi ve Resul de onlarin bagislanmasini
dileseydi, elbette Allah'i affedici, merhametli bulurlardi.
|
Ayah 4:65 الأية
فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّىٰ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ
ثُمَّ لَا يَجِدُوا فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا
تَسْلِيمًا
Fala warabbika la yu/minoona hattayuhakkimooka feema shajara baynahum thumma
layajidoo fee anfusihim harajan mimma qadaytawayusallimoo tasleema
Turkish
Hayir! Rabbine andolsun ki is bildikleri gibi degil, onlar aralarinda çikan
çekismeli islerde seni hakem yapip sonra da senin verdigin hükme karsi içlerinde
hiçbir sikinti duymaksizin, tam bir teslimiyetle boyun egmedikçe iman etmis
olamazlar.
|
Ayah 4:66 الأية
وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ اقْتُلُوا أَنفُسَكُمْ أَوِ اخْرُجُوا مِن
دِيَارِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِّنْهُمْ ۖ وَلَوْ أَنَّهُمْ فَعَلُوا
مَا يُوعَظُونَ بِهِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَشَدَّ تَثْبِيتًا
Walaw anna katabna AAalayhimani oqtuloo anfusakum awi okhrujoo min diyarikum
mafaAAaloohu illa qaleelun minhum walaw annahum faAAaloo mayooAAathoona bihi
lakana khayran lahumwaashadda tathbeeta
Turkish
Eger biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarinizdan çikin." diye yazmis
olsaydik, içlerinden pek azi hariç, bunu yapamazlardi. Fakat kendilerine verilen
ögütleri tutsalardi, elbette haklarinda hem daha hayirli, hem de daha saglam
olurdu.
|
Ayah 4:67 الأية
وَإِذًا لَّآتَيْنَاهُم مِّن لَّدُنَّا أَجْرًا عَظِيمًا
Wa-ithan laataynahummin ladunna ajran AAatheema
Turkish
Ve o zaman elbette kendilerine katimizdan büyük mükafat verirdik.
|
Ayah 4:68 الأية
وَلَهَدَيْنَاهُمْ صِرَاطًا مُّسْتَقِيمًا
Walahadaynahum siratanmustaqeema
Turkish
Ve onlari elbette dogru yola iletirdik.
|
Ayah 4:69 الأية
وَمَن يُطِعِ اللهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَٰئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللهُ
عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ ۚ
وَحَسُنَ أُولَٰئِكَ رَفِيقًا
Waman yutiAAi Allaha warrasoolafaola-ika maAAa allatheena anAAama
AllahuAAalayhim mina annabiyyeena wassiddeeqeenawashshuhada-i
wassaliheenawahasuna ola-ika rafeeqa
Turkish
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse iste onlar, Allah'in kendilerine nimet
verdigi peygamberlerle, siddiklarla, sehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne
güzel arkadastir!
|
Ayah 4:70 الأية
ذَٰلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللهِ ۚ وَكَفَىٰ بِاللهِ عَلِيمًا
Thalika alfadlu mina Allahiwakafa billahi AAaleema
Turkish
Bu lütuf Allah'tandir. Bilen olarak Allah yeter.
|
Ayah 4:71 الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانفِرُوا ثُبَاتٍ أَوِ
انفِرُوا جَمِيعًا
Ya ayyuha allatheena amanookhuthoo hithrakum fanfiroo thubatinawi infiroo
jameeAAa
Turkish
Ey iman edenler! Düsmana karsi her türlü savunma tedbirinizi aliniz. Onlara
karsi ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekün seferber olunuz.
|
Ayah 4:72 الأية
وَإِنَّ مِنكُمْ لَمَن لَّيُبَطِّئَنَّ فَإِنْ أَصَابَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَالَ قَدْ
أَنْعَمَ اللهُ عَلَيَّ إِذْ لَمْ أَكُن مَّعَهُمْ شَهِيدًا
Wa-inna minkum laman layubatti-annafa-in asabatkum museebatun qala qad
anAAamaAllahu AAalayya ith lam akun maAAahum shaheeda
Turkish
Süphesiz içinizden bir kismi vardir ki, pek agir davranir. Eger basiniza bir
musibet gelirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadim." der.
|
Ayah 4:73 الأية
وَلَئِنْ أَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِّنَ اللهِ لَيَقُولَنَّ كَأَن لَّمْ تَكُن
بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَا لَيْتَنِي كُنتُ مَعَهُمْ فَأَفُوزَ فَوْزًا
عَظِيمًا
Wala-in asabakum fadlun minaAllahi layaqoolanna kaan lam takun baynakum
wabaynahumawaddatun ya laytanee kuntu maAAahum faafooza fawzan AAatheema
Turkish
Ve eger Allah'tan size bir lütuf ve zafer erisecek olsa, sizinle kendisi
arasinda hiç sevgi yokmus gibi, bu sefer de hiç süphesiz söyle diyecek: "Ah ne
olurdu, onlarla beraber olaydim da büyük murada ereydim."
|
Ayah 4:74 الأية
فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
بِالْآخِرَةِ ۚ وَمَن يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ فَيُقْتَلْ أَوْ يَغْلِبْ
فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
Falyuqatil fee sabeeli Allahiallatheena yashroona alhayata addunyabil-akhirati
waman yuqatil fee sabeeli Allahifayuqtal aw yaghlib fasawfa nu/teehi ajran
AAatheema
Turkish
O halde geçici dünya hayatini, ebedî ahiret hayati karsiliginda satacak olanlar,
Allah yolunda savassinlar. Her kim Allah yolunda savasir da öldürülür veya galip
gelirse, her iki durumda da biz ona yarin pek büyük bir mükafat verecegiz.
|
Ayah 4:75 الأية
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ
الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَخْرِجْنَا
مِنْ هَٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ أَهْلُهَا وَاجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ
وَلِيًّا وَاجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ نَصِيرًا
Wama lakum la tuqatiloonafee sabeeli Allahi walmustadAAafeena mina
arrijaliwannisa-i walwildani allatheenayaqooloona rabbana akhrijna min
hathihialqaryati aththalimi ahluhawajAAal lana min ladunka waliyyan wajAAallana
min ladunka naseera
Turkish
Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: "Ey Rabbimiz! bizleri bu halki zlim olan
memleketten çikar, tarafindan bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katindan
bir kurtarici gönder" diye yalvarip duran zayif ve zavalli erkekler, kadinlar ve
çocuklarin kurtarilmasi ugrunda savasa çikmiyorsunuz?
|
Ayah 4:76 الأية
الَّذِينَ آمَنُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ ۖ وَالَّذِينَ كَفَرُوا
يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ الطَّاغُوتِ فَقَاتِلُوا أَوْلِيَاءَ الشَّيْطَانِ ۖ إِنَّ
كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَعِيفًا
Allatheena amanoo yuqatiloonafee sabeeli Allahi wallatheena kafaroo
yuqatiloonafee sabeeli attaghooti faqatiloo awliyaaashshaytani inna kayda
ashshaytanikana daAAeefa
Turkish
Iman edenler, Allah yolunda savasirlar. Inkr edenler de tagut yolunda
savasirlar. O halde siz seytanin taraftarlarina karsi savasin. Çünkü seytanin
hilesi zayiftir.
|
Ayah 4:77 الأية
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوا أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا
الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ
مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً ۚ
وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلَا أَخَّرْتَنَا إِلَىٰ
أَجَلٍ قَرِيبٍ ۗ قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَلِيلٌ وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ
اتَّقَىٰ وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا
Alam tara ila allatheena qeelalahum kuffoo aydiyakum waaqeemoo assalatawaatoo
azzakata falamma kutibaAAalayhimu alqitalu itha fareequn minhum yakhshawnaannasa
kakhashyati Allahi aw ashaddakhashyatan waqaloo rabbana lima katabta
AAalaynaalqitala lawla akhkhartana ila ajalinqareebin qul mataAAu addunya
qaleelun wal-akhiratukhayrun limani ittaqa wala tuthlamoonafateela
Turkish
Kendilerine, "Ellerinizi savastan çekin, namazi kilin, zekati verin" denilenleri
görmedin mi? Üzerlerine savas yazilinca hemen içlerinden bir kismi insanlardan,
Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savas
yazdin? Ne olurdu bize azicik bir müddet daha tanimis olsaydin da biraz daha
yasasaydik?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdir, ahiret,
Allah'a karsi gelmekten sakinan için daha hayirlidir ve size kil kadar haksizlik
edilmez."
|
Ayah 4:78 الأية
أَيْنَمَا تَكُونُوا يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ
مُّشَيَّدَةٍ ۗ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هَٰذِهِ مِنْ عِندِ اللهِ ۖ
وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هَٰذِهِ مِنْ عِندِكَ ۚ قُلْ كُلٌّ مِّنْ
عِندِ اللهِ ۖ فَمَالِ هَٰؤُلَاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا
Aynama takoonoo yudrikkumu almawtuwalaw kuntum fee buroojin mushayyadatin wa-in
tusibhum hasanatunyaqooloo hathihi min AAindi Allahi wa-in tusibhumsayyi-atun
yaqooloo hathihi min AAindika qul kullun minAAindi Allahi famali haola-i
alqawmila yakadoona yafqahoona hadeetha
Turkish
Her nerede olursaniz olun ölüm size yetisir, son derece saglam kaleler içinde de
bulunsaniz yine kurtulamazsiniz. Onlara bir iyilik erisirse "Bu, Allahtandir"
derler, bir kötülüge ugrarlarsa, "Bu, senin yüzündendir." derler. Ey Muhammed!
De ki: "Hepsi Allah'tandir." Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya
yanasmiyorlar?
|
Ayah 4:79 الأية
مَّا أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللهِ ۖ وَمَا أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ
فَمِن نَّفْسِكَ ۚ وَأَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولًا ۚ وَكَفَىٰ بِاللهِ
شَهِيدًا
Ma asabaka min hasanatinfamina Allahi wama asabaka min sayyi-atinfamin nafsika
waarsalnaka linnasi rasoolanwakafa billahi shaheedan
Turkish
(Ey insanoglu!) sana gelen her iyilik Allah'tandir, sana ne kötülük dokunursa
kendindendir. Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik.
Buna sahit olarak da Allah yeter.
|
Ayah 4:80 الأية
مَّن يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللهَ ۖ وَمَن تَوَلَّىٰ فَمَا
أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا
Man yutiAAi arrasoola faqad ataAAaAllaha waman tawalla fama arsalnakaAAalayhim
hafeetha
Turkish
Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmis olur. Kim de yüz çevirirse, biz
seni onlara bekçi olarak göndermedik.
|
Ayah 4:81 الأية
وَيَقُولُونَ طَاعَةٌ فَإِذَا بَرَزُوا مِنْ عِندِكَ بَيَّتَ طَائِفَةٌ مِّنْهُمْ
غَيْرَ الَّذِي تَقُولُ ۖ وَاللهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ ۖ فَأَعْرِضْ
عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللهِ ۚ وَكَفَىٰ بِاللهِ وَكِيلًا
Wayaqooloona taAAatun fa-ithabarazoo min AAindika bayyata ta-ifatun minhum
ghayra allatheetaqoolu wallahu yaktubu ma yubayyitoonafaaAArid AAanhum
watawakkal AAala Allahiwakafa billahi wakeela
Turkish
Sana "Peki" derler, fakat senin yanindan çiktiklarinda, içlerinden birtakimi,
geceleyin (gündüz) söylemis olduklarinin tersini kurarlar. Allah onlarin
geceleyin tasarladiklarini yaziyor. Sen onlara aldirma. Allah'a güven. Vekil
olarak Allah yeter.
|
Ayah 4:82 الأية
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ ۚ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللهِ
لَوَجَدُوا فِيهِ اخْتِلَافًا كَثِيرًا
Afala yatadabbaroona alqur-anawalaw kana min AAindi ghayri Allahi lawajadoo
feehiikhtilafan katheera
Turkish
Onlar hl Kur'n'i geregi gibi düsünüp anlamaya çalismazlar mi? Eger o
Allah'tan baskasi tarafindan indirilmis olsaydi mutlaka onda birçok çeliskiler
bulurlardi.
|
Ayah 4:83 الأية
وَإِذَا جَاءَهُمْ أَمْرٌ مِّنَ الْأَمْنِ أَوِ الْخَوْفِ أَذَاعُوا بِهِ ۖ وَلَوْ
رَدُّوهُ إِلَى الرَّسُولِ وَإِلَىٰ أُولِي الْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذِينَ
يَسْتَنبِطُونَهُ مِنْهُمْ ۗ وَلَوْلَا فَضْلُ اللهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ
لَاتَّبَعْتُمُ الشَّيْطَانَ إِلَّا قَلِيلًا
Wa-itha jaahum amrun minaal-amni awi alkhawfi athaAAoo bihi walaw raddoohu
ilaarrasooli wa-ila olee al-amri minhum laAAalimahuallatheena yastanbitoonahu
minhum walawla fadluAllahi AAalaykum warahmatuhu lattabaAAtumuashshaytana illa
qaleela
Turkish
Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiginde onu hemen
yayiverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarinda yetkili kimselere
götürselerdi, onlardan sonuç çikarmaya gücü yetenler, onu anlarlardi. Allah'in
üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydi, pek aziniz hariç, seytana uyardiniz.
|
Ayah 4:84 الأية
فَقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللهِ لَا تُكَلَّفُ إِلَّا نَفْسَكَ ۚ وَحَرِّضِ
الْمُؤْمِنِينَ ۖ عَسَى اللهُ أَن يَكُفَّ بَأْسَ الَّذِينَ كَفَرُوا ۚ وَاللهُ
أَشَدُّ بَأْسًا وَأَشَدُّ تَنكِيلًا
Faqatil fee sabeeli Allahi latukallafu illa nafsaka waharridialmu/mineena AAasa
Allahu an yakuffa ba/sa allatheenakafaroo wallahu ashaddu ba/san waashaddu
tankeela
Turkish
(Ey Muhammed) Allah yolunda savas! Sen ancak kendi yaptigindan sorumlusun.
Müminleri de savasa tesvik et. Umulur ki, Allah kfirlerin gücünü kirar. Hiç
süphesiz ki Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlü, ve cezasi daha çetindir.
|
Ayah 4:85 الأية
مَّن يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُ نَصِيبٌ مِّنْهَا ۖ وَمَن يَشْفَعْ
شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُ كِفْلٌ مِّنْهَا ۗ وَكَانَ اللهُ عَلَىٰ كُلِّ
شَيْءٍ مُّقِيتًا
Man yashfaAA shafaAAatan hasanatanyakun lahu naseebun minha waman yashfaAA
shafaAAatansayyi-atan yakun lahu kiflun minha wakana AllahuAAala kulli shay-in
muqeeta
Turkish
Kim güzel bir iste aracilik ederse, ona o isin sevabindan bir pay vardir. Kim de
kötü bir seyde aracilik yaparsa, ona da o kötülükten bir pay vardir. Allah her
seyi gözetip karsiligini verir.
|
Ayah 4:86 الأية
وَإِذَا حُيِّيتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا ۗ إِنَّ
اللهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا
Wa-itha huyyeetum bitahiyyatinfahayyoo bi-ahsana minha aw ruddoohainna Allaha
kana AAala kulli shay-in haseeba
Turkish
Siz bir selam ile selamlandiginiz zaman, siz de ondan daha güzeliyle karsilik
verin veya verilen selami aynen iade edin. Süphesiz Allah, her seyin hesabini
geregi gibi yapandir.
|
Ayah 4:87 الأية
اللهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ الْقِيَامَةِ
لَا رَيْبَ فِيهِ ۗ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ اللهِ حَدِيثًا
Allahu la ilaha illahuwa layajmaAAannakum ila yawmi alqiyamati larayba feehi
waman asdaqu mina Allahi hadeetha
Turkish
Kendinden baska ilh olmayan Allah, sizi kiyamet gününde mutlaka biraraya
toplayacaktir. Bunda asla süphe yoktur. Allah'tan daha dogru sözlü kim olabilir?
|
Ayah 4:88 الأية
فَمَا لَكُمْ فِي الْمُنَافِقِينَ فِئَتَيْنِ وَاللهُ أَرْكَسَهُم بِمَا كَسَبُوا
ۚ أَتُرِيدُونَ أَن تَهْدُوا مَنْ أَضَلَّ اللهُ ۖ وَمَن يُضْلِلِ اللهُ فَلَن
تَجِدَ لَهُ سَبِيلًا
Fama lakum fee almunafiqeenafi-atayni wallahu arkasahum bima kasabooatureedoona
an tahdoo man adalla Allahu waman yudliliAllahu falan tajida lahu sabeela
Turkish
O halde, siz niçin münafiklar hakkinda iki gruba ayriliyorsunuz? Allah onlari
kazandiklari günah yüzünden terslerine döndürdügü halde Allah'in saptirdigini
yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptirirsa, sen onun için bir çikis
yolu bulamazsin.
|
Ayah 4:89 الأية
وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَاءً ۖ فَلَا تَتَّخِذُوا
مِنْهُمْ أَوْلِيَاءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا فِي سَبِيلِ اللهِ ۚ فَإِن تَوَلَّوْا
فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ ۖ وَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ
وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Waddoo law takfuroona kama kafaroofatakoonoona sawaan fala tattakhithoo
minhumawliyaa hatta yuhajiroo fee sabeeliAllahi fa-in tawallaw fakhuthoohum
waqtuloohumhaythu wajadtumoohum wala tattakhithoominhum waliyyan wala naseera
Turkish
Onlar, küfür isledikleri gibi, sizin de küfür isleyip kendileriyle bir olmanizi
arzu ettiler. Onun için, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden
dost edinmeyin. Eger bundan yüz çevirirlerse onlari yakalayin ve buldugunuz
yerde öldürün; Onlardan ne bir dost, ne de bir yardimci edinmeyin.
|
Ayah 4:90 الأية
إِلَّا الَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ أَوْ
جَاءُوكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ أَن يُقَاتِلُوكُمْ أَوْ يُقَاتِلُوا قَوْمَهُمْ ۚ
وَلَوْ شَاءَ اللهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَاتَلُوكُمْ ۚ فَإِنِ
اعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَاتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا إِلَيْكُمُ السَّلَمَ فَمَا
جَعَلَ اللهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا
Illa allatheena yasiloonaila qawmin baynakum wabaynahum meethaqun aw
jaookumhasirat sudooruhum an yuqatilookum awyuqatiloo qawmahum walaw shaa Allahu
lasallatahumAAalaykum falaqatalookum fa-ini iAAtazalookum falam
yuqatilookumwaalqaw ilaykumu assalama fama jaAAala Allahulakum AAalayhim sabeela
Turkish
Ancak o kimselere dokunmayin ki, sizinle aralarinda anlasma olan bir kavme
siginmis bulunurlar. Yahut ne sizinle, ne de kendi kavimleriyle savasmayi
gönüllerine sigdiramayip tarafsiz olarak size gelmislerdir. Eger Allah dileseydi,
onlari size musallat kilardi, onlar da sizinle savasirlardi. Eger onlar sizden
uzak dururlar, sizinle savasmayip size baris teklif ederlerse, Allah, sizin için
onlar aleyhine bir yol vermemistir.
|
Ayah 4:91 الأية
سَتَجِدُونَ آخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا قَوْمَهُمْ كُلَّ
مَا رُدُّوا إِلَى الْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا فِيهَا ۚ فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ
وَيُلْقُوا إِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّوا أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ
وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ ۚ وَأُولَٰئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ
عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا مُّبِينًا
Satajidoona akhareena yureedoona anya/manookum waya/manoo qawmahum kulla ma
ruddoo ilaalfitnati orkisoo feeha fa-in lam yaAAtazilookum wayulqooilaykumu
assalama wayakuffoo aydiyahum fakhuthoohumwaqtuloohum haythu thaqiftumoohum
waola-ikumjaAAalna lakum AAalayhim sultanan mubeena
Turkish
Diger birtakim kimseleri de bulacaksiniz ki; hem sizden emin olmak, hem de
kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuslarinda onun içine
basasagi dalarlar. Eger bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini buldugunuz
yerde yakalayin ve öldürün. Iste bunlar aleyhinde size açik bir ferman verdik.
|
Ayah 4:92 الأية
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَأً ۚ وَمَن قَتَلَ
مُؤْمِنًا خَطَأً فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰ
أَهْلِهِ إِلَّا أَن يَصَّدَّقُوا ۚ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ
مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ ۖ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ بَيْنَكُمْ
وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰ أَهْلِهِ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ
مُّؤْمِنَةٍ ۖ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً
مِّنَ اللهِ ۗ وَكَانَ اللهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
Wama kana limu/minin anyaqtula mu/minan illa khataan waman qatala mu/minankhataan
fatahreeru raqabatin mu/minatin wadiyatunmusallamatun ila ahlihi illa an
yassaddaqoofa-in kana min qawmin AAaduwwin lakum wahuwa mu/minun
fatahreeruraqabatin mu/minatin wa-in kana min qawmin baynakumwabaynahum
meethaqun fadiyatun musallamatun ilaahlihi watahreeru raqabatin mu/minatin faman
lam yajid fasiyamushahrayni mutatabiAAayni tawbatan mina Allahi wakanaAllahu
AAaleeman hakeema
Turkish
Hata disinda bir mümin, diger bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini
yanlislikla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine)
teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bagislamasi
müstesnadir. Eger öldürülen, mümin olmakla beraber size düsman bir kavimden ise,
o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eger öldürülen sizinle
aralarinda antlasma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet
vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah
tarafindan tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutmasi gerekir.
Allah, Alimdir (her seyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).
|
Ayah 4:93 الأية
وَمَن يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُّتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا
وَغَضِبَ اللهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظِيمًا
Waman yaqtul mu/minan mutaAAammidan fajazaohujahannamu khalidan feeha waghadiba
AllahuAAalayhi walaAAanahu waaAAadda lahu AAathaban AAatheema
Turkish
Kim bir mümini kasten öldürürse, cezasi, içinde ebedî olarak kalacagi
cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmis ve onun için büyük bir azab
hazirlamistir.
|
Ayah 4:94 الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا ضَرَبْتُمْ فِي سَبِيلِ اللهِ
فَتَبَيَّنُوا وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَىٰ إِلَيْكُمُ السَّلَامَ لَسْتَ
مُؤْمِنًا تَبْتَغُونَ عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فَعِندَ اللهِ مَغَانِمُ
كَثِيرَةٌ ۚ كَذَٰلِكَ كُنتُم مِّن قَبْلُ فَمَنَّ اللهُ عَلَيْكُمْ
فَتَبَيَّنُوا ۚ إِنَّ اللهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
Ya ayyuha allatheena amanooitha darabtum fee sabeeli Allahifatabayyanoo wala
taqooloo liman alqa ilaykumu assalamalasta mu/minan tabtaghoona AAarada
alhayatiaddunya faAAinda Allahi maghanimukatheeratun kathalika kuntum min qablu
famanna AllahuAAalaykum fatabayyanoo inna Allaha kana bimataAAmaloona khabeera
Turkish
Ey Iman edenler! Allah yolunda cihada çiktiginiz zaman, mümini kfirden ayirmak
için iyice arastirin. Size selam veren kimseye, dünya hayatinin menfaatini
gözeterek, "Sen mümin degilsin" demeyin. Allah katinda çok ganimetler var.
Islm'a ilk önce girdiginiz zaman siz de öyle idiniz. Sonra Allah size lutufta
bulundu. Onun için iyice arastirin. Süphesiz ki Allah, yaptiklarinizdan
haberdardir.
|
Ayah 4:95 الأية
لَّا يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ
وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ ۚ فَضَّلَ
اللهُ الْمُجَاهِدِينَ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدِينَ
دَرَجَةً ۚ وَكُلًّا وَعَدَ اللهُ الْحُسْنَىٰ ۚ وَفَضَّلَ اللهُ
الْمُجَاهِدِينَ عَلَى الْقَاعِدِينَ أَجْرًا عَظِيمًا
La yastawee alqaAAidoona minaalmu/mineena ghayru olee addarari walmujahidoonafee
sabeeli Allahi bi-amwalihim waanfusihim faddalaAllahu almujahideena bi-amwalihimwaanfusihim
AAala alqaAAideena darajatan wakullanwaAAada Allahu alhusna wafaddala
Allahualmujahideena AAala alqaAAideena ajran AAatheema
Turkish
Müminlerden özür sahibi olmaksizin oturanlarla Allah yolunda mallariyla,
canlariyla cihad edenler esit olamazlar. Allah, mallariyla, canlariyla cihad
edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kildi. Allah onlarin hepsine de
cenneti vaad etmistir. Bununla beraber Allah mücahitlere, oturanlarin üzerinde
büyük bir ecir vermistir.
|
Ayah 4:96 الأية
دَرَجَاتٍ مِّنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةً ۚ وَكَانَ اللهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Darajatin minhu wamaghfiratan warahmatanwakana Allahu ghafooran raheema
Turkish
Kendi katindan derece derece rütbeler, bir magfiret ve rahmet vermistir. Öyle ya,
O çok bagislayici, çok merhamet edicidir.
|
Ayah 4:97 الأية
إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ ظَالِمِي أَنفُسِهِمْ قَالُوا فِيمَ
كُنتُمْ ۖ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِي الْأَرْضِ ۚ قَالُوا أَلَمْ تَكُنْ
أَرْضُ اللهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا فِيهَا ۚ فَأُولَٰئِكَ مَأْوَاهُمْ
جَهَنَّمُ ۖ وَسَاءَتْ مَصِيرًا
Inna allatheena tawaffahumualmala-ikatu thalimee anfusihim qaloofeema kuntum
qaloo kunna mustadAAafeena feeal-ardi qaloo alam takun ardu AllahiwasiAAatan
fatuhajiroo feeha faola-ikama/wahum jahannamu wasaat maseera
Turkish
Melekler, kendilerine zulmeden kisilerin canlarini aldiklarinda, onlara, "Ne
iste idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yer yüzünde zayif kimselerdik." derler.
Melekler: "Allah'in yeryüzü genis degil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?"
derler. Iste bunlarin varacaklari yer cehennemdir. O ne kötü gidis yeridir.
|
Ayah 4:98 الأية
إِلَّا الْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ لَا
يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبِيلًا
Illa almustadAAafeena mina arrijaliwannisa-i walwildani layastateeAAoona
heelatan wala yahtadoonasabeela
Turkish
Ancak gerçekten aciz ve zayif olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan
erkekler, kadinlar ve çocuklar hariç...
|
Ayah 4:99 الأية
فَأُولَٰئِكَ عَسَى اللهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ ۚ وَكَانَ اللهُ عَفُوًّا
غَفُورًا
Faola-ika AAasa Allahuan yaAAfuwa AAanhum wakana Allahu AAafuwwan ghafoora
Turkish
Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Allah çok affedici, çok bagislayicidir.
|
Ayah 4:100 الأية
وَمَن يُهَاجِرْ فِي سَبِيلِ اللهِ يَجِدْ فِي الْأَرْضِ مُرَاغَمًا كَثِيرًا
وَسَعَةً ۚ وَمَن يَخْرُجْ مِن بَيْتِهِ مُهَاجِرًا إِلَى اللهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ
يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُ عَلَى اللهِ ۗ وَكَانَ اللهُ
غَفُورًا رَّحِيمًا
Waman yuhajir fee sabeeli Allahiyajid fee al-ardi muraghaman katheeran
wasaAAatanwaman yakhruj min baytihi muhajiran ila Allahiwarasoolihi thumma
yudrik-hu almawtu faqad waqaAAa ajruhu AAalaAllahi wakana Allahu ghafooran
raheema
Turkish
Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur,
genislik de bulur. Her kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek maksadiyla
evinden çikar da sonra kendisine ölüm yetisirse, kuskusuz onun mükafati Allah'a
düser. Allah çok bagislayicidir, çok merhamet edicidir.
|
Ayah 4:101 الأية
وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُوا مِنَ
الصَّلَاةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا ۚ إِنَّ
الْكَافِرِينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا
Wa-itha darabtum fee al-ardifalaysa AAalaykum junahun an taqsuroo mina
assalatiin khiftum an yaftinakumu allatheena kafaroo inna alkafireenakanoo lakum
AAaduwwan mubeena
Turkish
Yeryüzünde sefere çiktiginizda kfirlerin size bir kötülük yapacagindan
korkarsaniz namazi kisaltmanizda size bir vebal yoktur. Kuskusuz kfirler sizin
apaçik düsmaninizdir.
|
Ayah 4:102 الأية
وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلَاةَ فَلْتَقُمْ طَائِفَةٌ مِّنْهُم
مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُوا أَسْلِحَتَهُمْ فَإِذَا سَجَدُوا فَلْيَكُونُوا مِن
وَرَائِكُمْ وَلْتَأْتِ طَائِفَةٌ أُخْرَىٰ لَمْ يُصَلُّوا فَلْيُصَلُّوا مَعَكَ
وَلْيَأْخُذُوا حِذْرَهُمْ وَأَسْلِحَتَهُمْ ۗ وَدَّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ
تَغْفُلُونَ عَنْ أَسْلِحَتِكُمْ وَأَمْتِعَتِكُمْ فَيَمِيلُونَ عَلَيْكُم مَّيْلَةً
وَاحِدَةً ۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن كَانَ بِكُمْ أَذًى مِّن مَّطَرٍ أَوْ
كُنتُم مَّرْضَىٰ أَن تَضَعُوا أَسْلِحَتَكُمْ ۖ وَخُذُوا حِذْرَكُمْ ۗ إِنَّ
اللهَ أَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا
Wa-itha kunta feehim faaqamta lahumuassalata faltaqum ta-ifatun minhummaAAaka
walya/khuthoo aslihatahum fa-ithasajadoo falyakoonoo min wara-ikum walta/ti
ta-ifatunokhra lam yusalloo falyusalloo maAAakawalya/khuthoo hithrahum
waaslihatahumwadda allatheena kafaroo law taghfuloona AAan
aslihatikumwaamtiAAatikum fayameeloona AAalaykum maylatan wahidatanwala junaha
AAalaykum in kana bikum athanmin matarin aw kuntum marda an tadaAAoo
aslihatakumwakhuthoo hithrakum inna AllahaaAAadda lilkafireena AAathaban muheena
Turkish
Sen onlarin aralarinda bulunup da onlara namaz kildirdiginda içlerinden bir
kismi seninle beraber namaza dursun. Silahlarini da yanlarina alsinlar. Bunlar
secdeye vardiklarinda diger bir kismi arkanizda beklesin. Sonra o namaz kilmamis
olan diger kisim gelsin seninle beraber kilsinlar ve ihtiyatli bulunsunlar,
silahlarini yanlarina alsinlar. Kfirler arzu ederler ki, silahlarinizdan ve
esyanizdan bir gafil olsaniz da size ani bir baskin yapsalar. Eger size yagmur
gibi bir eziyet erisir veya hasta olursaniz silahlarinizi birakmanizda bir vebal
yoktur. Bununla beraber ihtiyati elden birakmayin. Kuskusuz Allah kfirlere
alçaltici bir azap hazirlamistir.
|
Ayah 4:103 الأية
فَإِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلَاةَ فَاذْكُرُوا اللهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ
جُنُوبِكُمْ ۚ فَإِذَا اطْمَأْنَنتُمْ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ ۚ إِنَّ الصَّلَاةَ
كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَّوْقُوتًا
Fa-itha qadaytumu assalatafathkuroo Allaha qiyaman waquAAoodanwaAAala junoobikum
fa-itha itma/nantumfaaqeemoo assalata inna assalatakanat AAala almu/mineena
kitaban mawqoota
Turkish
O korkulu zamanda namazi kildiniz mi gerek ayakta, gerek otururken ve gerek
yanlariniz üzerinde hep Allah'i zikredin. Korkudan kurtuldugunuzda namazi tam
erkani ile kilin. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazili bir farzdir.
|
Ayah 4:104 الأية
وَلَا تَهِنُوا فِي ابْتِغَاءِ الْقَوْمِ ۖ إِن تَكُونُوا تَأْلَمُونَ فَإِنَّهُمْ
يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَ ۖ وَتَرْجُونَ مِنَ اللهِ مَا لَا يَرْجُونَ ۗ
وَكَانَ اللهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
Wala tahinoo fee ibtigha-ialqawmi in takoonoo ta/lamoona fa-innahum ya/lamoona
kamata/lamoona watarjoona mina Allahi ma layarjoona wakana Allahu AAaleeman
hakeema
Turkish
Düsman toplulugunu takip etmede gevseklik göstermeyin. Eger siz aci duyuyorsaniz,
kuskusuz onlar da sizin aci duydugunuz gibi aci çekiyorlar. Oysa siz Allah'tan
onlarin ümit edemeyecekleri seyleri umuyorsunuz. Kuskusuz Allah her seyi
bilendir, hikmet sahibidir.
|
Ayah 4:105 الأية
إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ
بِمَا أَرَاكَ اللهُ ۚ وَلَا تَكُن لِّلْخَائِنِينَ خَصِيمًا
Inna anzalna ilayka alkitababilhaqqi litahkuma bayna annasibima araka Allahu
wala takun lilkha-ineenakhaseema
Turkish
Biz sana Kitab (Kur'n)i hak olarak indirdik ki, insanlar arasinda Allah'in sana
gösterdigi sekilde hüküm veresin. Sakin hainlerin savunucusu olma!
|
Ayah 4:106 الأية
وَاسْتَغْفِرِ اللهَ ۖ إِنَّ اللهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
Wastaghfiri Allaha inna Allahakana ghafooran raheema
Turkish
Allah'tan bagislanmani dile. Süphesiz, Allah bagislayicidir, esirgeyicidir.
|
Ayah 4:107 الأية
وَلَا تُجَادِلْ عَنِ الَّذِينَ يَخْتَانُونَ أَنفُسَهُمْ ۚ إِنَّ اللهَ لَا
يُحِبُّ مَن كَانَ خَوَّانًا أَثِيمًا
Wala tujadil AAani allatheenayakhtanoona anfusahum inna Allaha la yuhibbuman
kana khawwanan atheema
Turkish
Kendilerine hainlik edenleri savunma. Muhakkak Allah hain günahkrlari sevmez.
|
Ayah 4:108 الأية
يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللهِ وَهُوَ مَعَهُمْ إِذْ
يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضَىٰ مِنَ الْقَوْلِ ۚ وَكَانَ اللهُ بِمَا يَعْمَلُونَ
مُحِيطًا
Yastakhfoona mina annasi walayastakhfoona mina Allahi wahuwa maAAahum
ithyubayyitoona ma la yarda mina alqawli wakanaAllahu bima yaAAmaloona muheeta
Turkish
Bunlar, insanlardan (hainliklerini) gizlerler de, Allah'tan gizlemezler. Oysa O,
geceleyin istemedigi seyi kurarlarken onlarin yani baslarindadir. Allah, onlarin
yaptiklarini (ilmiyle) kusatmistir.
|
Ayah 4:109 الأية
هَا أَنتُمْ هَٰؤُلَاءِ جَادَلْتُمْ عَنْهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فَمَن
يُجَادِلُ اللهَ عَنْهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَم مَّن يَكُونُ عَلَيْهِمْ
وَكِيلًا
Haantum haola-i jadaltumAAanhum fee alhayati addunya famanyujadilu Allaha
AAanhum yawma alqiyamati amman yakoonu AAalayhim wakeela
Turkish
Haydi siz dünya hayatinda onlari savunuverdiniz (diyelim). Peki kiyamet gününde
Allah'in huzurunda onlari kim savunacaktir? Yahut onlara kim vekil olacaktir?
|
Ayah 4:110 الأية
وَمَن يَعْمَلْ سُوءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللهَ يَجِدِ
اللهَ غَفُورًا رَّحِيمًا
Waman yaAAmal soo-an aw yathlimnafsahu thumma yastaghfiri Allaha yajidi
Allahaghafooran raheema
Turkish
Kim bir kötülük isler, yahut nefsine zulmeder, sonra da Allah'tan bagislanmasini
dilerse, Allah'i bagislayici ve esirgeyici bulur.
|
Ayah 4:111 الأية
وَمَن يَكْسِبْ إِثْمًا فَإِنَّمَا يَكْسِبُهُ عَلَىٰ نَفْسِهِ ۚ وَكَانَ اللهُ
عَلِيمًا حَكِيمًا
Waman yaksib ithman fa-innamayaksibuhu AAala nafsihi wakana AllahuAAaleeman
hakeema
Turkish
Kim bir kötülük islerse, kendi nefsine kötülük etmis olur. Allah her seyi
hakkiyle bilendir, hikmet sahibidir.
|
Ayah 4:112 الأية
وَمَن يَكْسِبْ خَطِيئَةً أَوْ إِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهِ بَرِيئًا فَقَدِ احْتَمَلَ
بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
Waman yaksib khatee-atan aw ithmanthumma yarmi bihi baree-an faqadi ihtamala
buhtananwa-ithman mubeena
Turkish
Kim bir hata veya bir günah isler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa,
muhakkak iftira etmis ve apaçik bir günah yüklenmis olur.
|
Ayah 4:113 الأية
وَلَوْلَا فَضْلُ اللهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّت طَّائِفَةٌ مِّنْهُمْ أَن
يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّا أَنفُسَهُمْ ۖ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَيْءٍ ۚ
وَأَنزَلَ اللهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُن
تَعْلَمُ ۚ وَكَانَ فَضْلُ اللهِ عَلَيْكَ عَظِيمًا
Walawla fadlu AllahiAAalayka warahmatuhu lahammat ta-ifatun minhum anyudillooka
wama yudilloona illaanfusahum wama yadurroonaka min shay-in waanzalaAllahu
AAalayka alkitaba walhikmatawaAAallamaka ma lam takun taAAlamu wakana
fadluAllahi AAalayka AAatheema
Turkish
Eger Allah'in sana lütuf ve merhameti olmasaydi, onlardan bir güruh seni
sapitmaya çalisirdi. Halbuki onlar, ancak kendi nefislerini saptirirlar, sana
hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitab (Kur'an)i ve hikmeti indirmis ve sana
bilmedigin seyleri ögretmistir. Allah'in sana olan lütfu büyüktür.
|
Ayah 4:114 الأية
لَّا خَيْرَ فِي كَثِيرٍ مِّن نَّجْوَاهُمْ إِلَّا مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ
مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلَاحٍ بَيْنَ النَّاسِ ۚ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ ابْتِغَاءَ
مَرْضَاتِ اللهِ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
La khayra fee katheerin min najwahumilla man amara bisadaqatin aw maAAroofin aw
islahinbayna annasi waman yafAAal thalika ibtighaamardati Allahi fasawfa nu/teehi
ajran AAatheema
Turkish
Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayi veyahut da insanlar arasini düzeltmeyi
emreden(ler)inki hariç, onlarin aralarindaki gizli gizli konusmalarinin çogunda
hiçbir hayir yoktur. Kim bunlari sirf Allah'in rizasini kazanmak için yaparsa,
yakinda ona büyük bir mükafat verecegiz.
|
Ayah 4:115 الأية
وَمَن يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدَىٰ وَيَتَّبِعْ
غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ ۖ
وَسَاءَتْ مَصِيرًا
Waman yushaqiqi arrasoolamin baAAdi ma tabayyana lahu alhuda wayattabiAAghayra
sabeeli almu/mineena nuwallihi ma tawallawanuslihi jahannama wasaat maseera
Turkish
Kim kendisine dogru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karsi çikar,
müminlerin yolundan baskasina uyup giderse onu döndügü yolda birakiriz ve
cehenneme sokariz. Orasi ne kötü bir gidis yeridir.
|
Ayah 4:116 الأية
إِنَّ اللهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن
يَشَاءُ ۚ وَمَن يُشْرِكْ بِاللهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَعِيدًا
Inna Allaha la yaghfiru anyushraka bihi wayaghfiru ma doona thalika limanyashao
waman yushrik billahi faqad dalladalalan baAAeeda
Turkish
Süphesiz Allah kendisine ortak kosulmasini bagislamaz. Bunun disinda diledigini
bagislar. Allah'a ortak kosan, muhakkak ki, derin bir sapikliga düsmüstür.
|
Ayah 4:117 الأية
إِن يَدْعُونَ مِن دُونِهِ إِلَّا إِنَاثًا وَإِن يَدْعُونَ إِلَّا شَيْطَانًا
مَّرِيدًا
In yadAAoona min doonihi illa inathanwa-in yadAAoona illa shaytanan mareeda
Turkish
Onlar, Allah'i birakirlar da, yalniz disilere taparlar. Böylece ancak inatçi
seytana tapmis olurlar.
|
|