1st Ayah 1 الأية ١الأوليبِسْم ِ اللهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
الم
Alif-lam-meem
Turkish
Elif, Lm Mîm,
|
Ayah 3:2 الأية
اللهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allahu la ilaha illahuwa alhayyu alqayyoom
Turkish
Allah, kendisinden baska tanri olmayan, hayy ve kayyûmdur
|
Ayah 3:3 الأية
نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ
وَأَنزَلَ التَّوْرَاةَ وَالْإِنجِيلَ
Nazzala AAalayka alkitaba bilhaqqimusaddiqan lima bayna yadayhi waanzala
attawratawal-injeel
Turkish
(3-4) O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip dogrulayan bu kitabi hak ile
indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'i ve Incil'i de yine O
indirmisti.. Evet bu Furkan'i da O indirdi. Gerçek su ki, Allah'in yetlerini
inkr edenler için çetin bir azap vardir. Allah çok güçlüdür, intikamini alir.
|
Ayah 3:4 الأية
مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ الْفُرْقَانَ ۗ إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا
بِآيَاتِ اللهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ ۗ وَاللهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ
Min qablu hudan linnasiwaanzala alfurqana inna allatheena kafaroo bi-ayatiAllahi
lahum AAathabun shadeedun wallahuAAazeezun thoo intiqam
Turkish
(3-4) O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip dogrulayan bu kitabi hak ile
indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'i ve Incil'i de yine O
indirmisti.. Evet bu Furkan'i da O indirdi. Gerçek su ki, Allah'in yetlerini
inkr edenler için çetin bir azap vardir. Allah çok güçlüdür, intikamini alir.
|
Ayah 3:5 الأية
إِنَّ اللهَ لَا يَخْفَىٰ عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ
Inna Allaha la yakhfaAAalayhi shay-on fee al-ardi wala fee assama/-
Turkish
Su da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir sey Allah'a gizli kalmaz.
|
Ayah 3:6 الأية
هُوَ الَّذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي الْأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَاءُ ۚ لَا إِلَٰهَ إِلَّا
هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Huwa allathee yusawwirukum feeal-arhami kayfa yashao la ilaha illahuwa
alAAazeezu alhakeem
Turkish
Sizi, rahimlerde diledigi gibi sekillendiren O'dur. Kendisinden baska tanri
olmayan, san, seref ve hikmet sahibi olan O'dur.
|
Ayah 3:7 الأية
هُوَ الَّذِي أَنزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُّحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ
الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ ۖ فَأَمَّا الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ
فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَاءَ
تَأْوِيلِهِ ۗ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلَّا اللهُ ۗ وَالرَّاسِخُونَ فِي
الْعِلْمِ يَقُولُونَ آمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ
إِلَّا أُولُو الْأَلْبَابِ
Huwa allathee anzala AAalayka alkitabaminhu ayatun muhkamatun hunna ommualkitabi
waokharu mutashabihatun faammaallatheena fee quloobihim zayghun fayattabiAAoona
matashabaha minhu ibtighaa alfitnati wabtighaata/weelihi wama yaAAlamu ta/weelahu
illa Allahuwarrasikhoona fee alAAilmi yaqooloona amannabihi kullun min AAindi
rabbina wama yaththakkaruilla oloo al-albab
Turkish
Sana bu kitabi indiren O'dur. Bunun yetlerinden bir kismi muhkemdir ki, bu
yetler, kitabin anasi (asli) demektir. Diger bir kismi da mütesabih yetlerdir.
Kalblerinde kaypaklik olanlar, sirf fitne çikarmak için, bir de kendi keyflerine
göre te'vil yapmak için onun mütesabih olanlarinin pesine düserler. Halbuki onun
te'vilini Allah'dan baska kimse bilmez. Ilimde uzman olanlar, "Biz buna inandik,
hepsi Rabbimiz katindandir." derler. Üstün akillilardan baskasi da derin
düsünmez.
|
Ayah 3:8 الأية
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ
رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ
Rabbana la tuzigh quloobanabaAAda ith hadaytana wahab lana min ladunkarahmatan
innaka anta alwahhab
Turkish
Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettigin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptirma,
bize kendi katindan rahmet ihsan eyle! Süphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.
|
Ayah 3:9 الأية
رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ ۚ إِنَّ اللهَ لَا
يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
Rabbana innaka jamiAAu annasiliyawmin la rayba feehi inna Allaha layukhlifu
almeeAAad
Turkish
Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettigin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptirma,
bize kendi katindan rahmet ihsan eyle! Süphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.
|
Ayah 3:10 الأية
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَن تُغْنِيَ عَنْهُمْ أَمْوَالُهُمْ وَلَا أَوْلَادُهُم
مِّنَ اللهِ شَيْئًا ۖ وَأُولَٰئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِ
Inna allatheena kafaroo lan tughniyaAAanhum amwaluhum wala awladuhum mina
Allahishay-an waola-ika hum waqoodu annar
Turkish
Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceginde hiç süphe olmayan bir günde bütün
insanlari bir araya toplayacaksin. Muhakkak ki Allah, hiç sözünden caymaz.
|
Ayah 3:11 الأية
كَدَأْبِ آلِ فِرْعَوْنَ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا
فَأَخَذَهُمُ اللهُ بِذُنُوبِهِمْ ۗ وَاللهُ شَدِيدُ الْعِقَابِ
Kada/bi ali firAAawna wallatheenamin qablihim kaththaboo bi-ayatinafaakhathahumu
Allahu bithunoobihim wallahushadeedu alAAiqab
Turkish
Gerçek su ki, kfirlere, Allah'tan gelecek bir zarari, ne mallari, ne de
evlatlari engelleyemez. Iste onlar, o atesin yakiti olacaklar.
|
Ayah 3:12 الأية
قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ ۚ وَبِئْسَ
الْمِهَادُ
Qul lillatheena kafaroo satughlaboonawatuhsharoona ila jahannama wabi/sa almihad
Turkish
Gidisatlari, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidisati gibidir. Onlar,
yetlerimizi yalan saymislardi. Bunun üzerine Allah da onlari isledikleri
günahlar yüzünden yakalayip alasagi etti. Allah, cezasi çetin olandir.
|
Ayah 3:13 الأية
قَدْ كَانَ لَكُمْ آيَةٌ فِي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَا ۖ فِئَةٌ تُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ
اللهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْيَ الْعَيْنِ ۚ
وَاللهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِ مَن يَشَاءُ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً
لِّأُولِي الْأَبْصَارِ
Qad kana lakum ayatun feefi-atayni iltaqata fi-atun tuqatilu fee sabeeli
Allahiwaokhra kafiratun yarawnahum mithlayhim ra/yaalAAayni wallahu yu-ayyidu
binasrihi manyashao inna fee thalika laAAibratan li-olee al-absar
Turkish
O inkrci kfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye ugrayacak ve toplanip cehenneme
doldurulacaksiniz. Orasi ne fena bir dösektir.
|
Ayah 3:14 الأية
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ
الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ
وَالْأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ۗ ذَٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۖ وَاللهُ
عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ
Zuyyina linnasi hubbuashshahawati mina annisa-i walbaneenawalqanateeri
almuqantarati mina aththahabiwalfiddati walkhayli almusawwamati
wal-anAAamiwalharthi thalika mataAAu alhayatiaddunya wallahu AAindahu
husnualmaab
Turkish
Hiç süphesiz karsi karsiya gelen iki toplulukta size bir yet, bir isaret ve
ibret vardir. Onlardan biri Allah yolunda savasiyordu, öbürü de kfirdi ve
karsilarindakini göz karariyla kendilerinin iki kati görüyorlardi. Allah da
gönderdigi yardimla diledigini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette
bunda apaçik bir ibret vardir.
|
Ayah 3:15 الأية
قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَٰلِكُمْ ۚ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ
رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا
وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللهِ ۗ وَاللهُ بَصِيرٌ
بِالْعِبَادِ
Qul aonabbi-okum bikhayrin min thalikumlillatheena ittaqaw AAinda rabbihim
jannatun tajreemin tahtiha al-anharu khalideena feehawaazwajun mutahharatun
waridwanunmina Allahi wallahu baseerun bilAAibad
Turkish
Insanlara kadinlar, ogullar, yüklerle altin ve gümüs yiginlari, salma atlar,
davarlar, ekinler kabilinden asiri sevgiyle baglanilan seyler çok süslü
gösterilmistir. Halbuki bunlar dünya hayatinin geçici faydalarini saglayan
seylerdir. Oysa varilacak yerin (ebedî hayatin) bütün güzellikleri Allah
katindadir.
|
Ayah 3:16 الأية
الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا
وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Allatheena yaqooloona rabbanainnana amanna faghfir lana thunoobanawaqina
AAathaba annar
Turkish
De ki, size, o istediklerinizden daha hayirlisini haber vereyim mi? Korunan
kullar için Rablerinin yaninda cennetler var ki, altlarindan irmaklar akar,
içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz esler var, hem de Allah'dan
bir riza vardir. Allah, o kullari görür.
|
Ayah 3:17 الأية
الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ
وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ
Assabireena wassadiqeenawalqaniteena walmunfiqeena walmustaghfireenabil-ashar
Turkish
Onlar ki, "Ey Rabbimiz! Biz inandik, iman getirdik, artik bizim suçlarimizi
bagisla ve bizi ates azabindan koru!" derler.
|
Ayah 3:18 الأية
شَهِدَ اللهُ أَنَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَالْمَلَائِكَةُ وَأُولُو
الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ ۚ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Shahida Allahu annahu la ilahailla huwa walmala-ikatu waoloo alAAilmi
qa-imanbilqisti la ilaha illa huwaalAAazeezu alhakeem
Turkish
O sabredenleri, o dogruluktan sasmayanlari, o elpençe divan duranlari, o nafaka
verenleri ve seher vakitlerinde o istigfar edip yalvaranlari (görür).
|
Ayah 3:19 الأية
إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللهِ الْإِسْلَامُ ۗ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوتُوا
الْكِتَابَ إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ ۗ وَمَن
يَكْفُرْ بِآيَاتِ اللهِ فَإِنَّ اللهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ
Inna addeena AAinda Allahial-islamu wama ikhtalafa allatheena ootooalkitaba illa
min baAAdi ma jaahumualAAilmu baghyan baynahum waman yakfur bi-ayati
Allahifa-inna Allaha sareeAAu alhisab
Turkish
Allah sehadet eyledi su gerçege ki, baska tanri yok, ancak O vardir. Bütün
melekler ve ilim ululari da dosdogru olarak buna sahittir ki, baska tanri yok,
ancak O aziz, O hakîm vardir.
|
Ayah 3:20 الأية
فَإِنْ حَاجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلَّهِ وَمَنِ اتَّبَعَنِ ۗ وَقُل
لِّلَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْأُمِّيِّينَ أَأَسْلَمْتُمْ ۚ فَإِنْ
أَسْلَمُوا فَقَدِ اهْتَدَوا ۖ وَّإِن تَوَلَّوْا فَإِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُ ۗ
وَاللهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
Fa-in hajjooka faqul aslamtu wajhiyalillahi wamani ittabaAAani waqul lillatheena
ootooalkitaba walommiyyeena aaslamtum fa-inaslamoo faqadi ihtadaw wa-in tawallaw
fa-innama AAalaykaalbalaghu wallahu baseerun bilAAibad
Turkish
Dogrusu Allah katinda din, Islm'dir; o kitap verilenlerin anlasmazliklari ise
sirf kendilerine ilim geldikten sonra aralarindaki taskinlik ve ihtirastan
dolayidir. Her kim Allah'in yetlerini inkr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabi
çabuk görendir.
|
Ayah 3:21 الأية
إِنَّ الَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيِّينَ بِغَيْرِ
حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ الَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِالْقِسْطِ مِنَ النَّاسِ فَبَشِّرْهُم
بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Inna allatheena yakfuroona bi-ayatiAllahi wayaqtuloona annabiyyeena bighayri
haqqinwayaqtuloona allatheena ya/muroona bilqistimina annasi fabashshirhum
biAAathabin aleem
Turkish
Buna karsi seninle münakayasa kalkisirlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte
kendi özümü Allah'a teslim etmisimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap
verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de Islm'i kabul ettiniz mi?" Eger Islm'a
girerlerse hidayete ermis olurlar. Eger yüz çevirirlerse, sana düsen sey ancak
teblig etmektir. Allah kullari görendir. Allah'in yetlerini inkr edenler ve
haksiz yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin
canina kiyanlar yok mu? Bunlari acikli bir azapla müjdele!
|
Ayah 3:22 الأية
أُولَٰئِكَ الَّذِينَ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَمَا
لَهُم مِّن نَّاصِرِينَ
Ola-ika allatheena habitataAAmaluhum fee addunya wal-akhiratiwama lahum min
nasireen
Turkish
Iste bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptiklari bosa
gitmistir. Onlarin hiçbir yardimcilari da olmayacaktir.
|
Ayah 3:23 الأية
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِّنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ إِلَىٰ
كِتَابِ اللهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ وَهُم
مُّعْرِضُونَ
Alam tara ila allatheena ootoonaseeban mina alkitabi yudAAawna ila kitabiAllahi
liyahkuma baynahum thumma yatawallafareequn minhum wahum muAAridoon
Turkish
Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmis olanlar, aralarinda
hüküm vermek için Allah'in kitabina davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir
kismi yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.
|
Ayah 3:24 الأية
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لَن تَمَسَّنَا النَّارُ إِلَّا أَيَّامًا
مَّعْدُودَاتٍ ۖ وَغَرَّهُمْ فِي دِينِهِم مَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Thalika bi-annahum qaloo lantamassana annaru illa ayyamanmaAAdoodatin
wagharrahum fee deenihim ma kanooyaftaroon
Turkish
Bunun sebebi, onlarin "belli günlerden baska bize asla ates azabi dokunmaz"
demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadir.
|
Ayah 3:25 الأية
فَكَيْفَ إِذَا جَمَعْنَاهُمْ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ
مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
Fakayfa itha jamaAAnahumliyawmin la rayba feehi wawuffiyat kullu nafsin
makasabat wahum la yuthlamoon
Turkish
O geleceginde hiç süphe olmayan günde kendilerini bir araya topladigimiz ve hiç
kimseye haksizlik edilmeden herkese ne kazandiysa tamamen ödendigi vakit halleri
nasil olacaktir?
|
Ayah 3:26 الأية
قُلِ اللهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاءُ وَتَنزِعُ
الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَاءُ ۖ بِيَدِكَ
الْخَيْرُ ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Quli allahumma malika almulkitu/tee almulka man tashao watanziAAu almulka mimman
tashaowatuAAizzu man tashao watuthillu man tashaobiyadika alkhayru innaka AAala
kulli shay-in qadeer
Turkish
De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'im! Sen mülkü diledigine verirsin, dilediginden
de onu çeker alirsin, diledigini aziz edersin, diledigini zelil edersin. Hayir
Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her seye kdirsin.
|
Ayah 3:27 الأية
تُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ ۖ وَتُخْرِجُ
الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ ۖ وَتَرْزُقُ مَن
تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
Tooliju allayla fee annahariwatooliju annahara fee allayli watukhriju
alhayyamina almayyiti watukhriju almayyita mina alhayyi watarzuquman tashao
bighayri hisab
Turkish
Geceyi gündüzün içine sokarsin, gündüzü gecenin içine sokarsin; ölüden diri
çikarirsin, diriden ölü çikarirsin. Diledigine de hesapsiz rizik verirsin.
|
Ayah 3:28 الأية
لَّا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ
ۖ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللهِ فِي شَيْءٍ إِلَّا أَن تَتَّقُوا
مِنْهُمْ تُقَاةً ۗ وَيُحَذِّرُكُمُ اللهُ نَفْسَهُ ۗ وَإِلَى اللهِ الْمَصِيرُ
La yattakhithi almu/minoonaalkafireena awliyaa min dooni almu/mineena
wamanyafAAal thalika falaysa mina Allahi fee shay-in illaan tattaqoo minhum
tuqatan wayuhaththirukumuAllahu nafsahu wa-ila Allahi almaseer
Turkish
Müminler, müminleri birakip da kfirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa
Allah'dan ilisigi kesilmis olur, ancak onlardan bir korunma yapmaniz baskadir.
Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmaniz hususunda uyarir. Nihyet
gidis Allah'adir.
|
Ayah 3:29 الأية
قُلْ إِن تُخْفُوا مَا فِي صُدُورِكُمْ أَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللهُ ۗ
وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۗ وَاللهُ عَلَىٰ كُلِّ
شَيْءٍ قَدِيرٌ
Qul in tukhfoo ma fee sudoorikumaw tubdoohu yaAAlamhu Allahu wayaAAlamu ma fee
assamawatiwama fee al-ardi wallahu AAalakulli shay-in qadeer
Turkish
De ki, gögüslerinizdekini gizleseniz de, açiga vursaniz da Allah onu bilir.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç süphesiz Allah, her seye
kadirdir.
|
Ayah 3:30 الأية
يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُّحْضَرًا وَمَا عَمِلَتْ
مِن سُوءٍ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُ أَمَدًا بَعِيدًا ۗ
وَيُحَذِّرُكُمُ اللهُ نَفْسَهُ ۗ وَاللهُ رَءُوفٌ بِالْعِبَادِ
Yawma tajidu kullu nafsin ma AAamilatmin khayrin muhdaran wama AAamilat min
soo-intawaddu law anna baynaha wabaynahu amadan baAAeedan
wayuhaththirukumuAllahu nafsahu wallahu raoofun bilAAibad
Turkish
O gün her nefis, ne hayir islemisse, ne kötülük yapmissa onlari önünde hazir
bulur. Yaptigi kötülüklerle kendi arasinda uzak bir mesafe bulunsun ister.
Allah, size asil kendisinden çekinmenizi emreder. Süphesiz ki Allah, kullarini
çok esirger.
|
Ayah 3:31 الأية
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللهُ
وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ ۗ وَاللهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Qul in kuntum tuhibboona AllahafattabiAAoonee yuhbibkumu Allahu wayaghfirlakum
thunoobakum wallahu ghafoorun raheem
Turkish
De ki, siz gerçekten Allah'i seviyorsaniz bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve
suçlarinizi bagislasin. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bagislayicidir.
|
Ayah 3:32 الأية
قُلْ أَطِيعُوا اللهَ وَالرَّسُولَ ۖ فَإِن تَوَلَّوْا فَإِنَّ اللهَ لَا يُحِبُّ
الْكَافِرِينَ
Qul ateeAAoo Allaha warrasoolafa-in tawallaw fa-inna Allaha la yuhibbu
alkafireen
Turkish
De ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eger aksine giderlerse, süphe yok ki
Allah kfirleri sevmez.
|
Ayah 3:33 الأية
إِنَّ اللهَ اصْطَفَىٰ آدَمَ وَنُوحًا وَآلَ إِبْرَاهِيمَ وَآلَ عِمْرَانَ عَلَى
الْعَالَمِينَ
Inna Allaha istafa adamawanoohan waala ibraheema waala AAimranaAAala alAAalameen
Turkish
Gerçekten Allah, Adem'i, Nuh'u, Ibrahim soyunu ve Imran soyunu lemler üzerine
seçkin kildi.
|
Ayah 3:34 الأية
ذُرِّيَّةً بَعْضُهَا مِن بَعْضٍ ۗ وَاللهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Thurriyyatan baAAduhamin baAAdin wallahu sameeAAun AAaleem
Turkish
Bir zürriyet olarak birbirinden gelmislerdir. Allah her seyi isitendir, bilendir.
|
Ayah 3:35 الأية
إِذْ قَالَتِ امْرَأَتُ عِمْرَانَ رَبِّ إِنِّي نَذَرْتُ لَكَ مَا فِي بَطْنِي
مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّي ۖ إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Ith qalati imraatu AAimranarabbi innee nathartu laka ma fee batnee
muharraranfataqabbal minnee innaka anta assameeAAu alAAaleem
Turkish
Imran'in karisi: "Rabbim, karnimdakini tam hür olarak sana adadim, benden kabul
buyur, süphesiz sen isitensin, bilensin." demisti.
|
Ayah 3:36 الأية
فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّي وَضَعْتُهَا أُنثَىٰ وَاللهُ أَعْلَمُ
بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالْأُنثَىٰ ۖ وَإِنِّي سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ
وَإِنِّي أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
Falamma wadaAAat-ha qalatrabbi innee wadaAAtuha ontha wallahuaAAlamu bima
wadaAAat walaysa aththakarukalontha wa-innee sammaytuha maryamawa-innee
oAAeethuha bika wathurriyyatahamina ashshaytani arrajeem
Turkish
Onu dogurunca -Allah onun ne dogurdugunu bilip dururken- söyle dedi: "Rabbim,
onu kiz dogurdum; erkek, kiz gibi degildir. Ona Meryem adini verdim. Onu ve
soyunu kogulmus seytanin serrinden sana ismarliyorum".
|
Ayah 3:37 الأية
فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَأَنبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا
وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا ۖ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَ
وَجَدَ عِندَهَا رِزْقًا ۖ قَالَ يَا مَرْيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَا ۖ قَالَتْ هُوَ
مِنْ عِندِ اللهِ ۖ إِنَّ اللهَ يَرْزُقُ مَن يَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
Fataqabbalaha rabbuhabiqaboolin hasanin waanbataha nabatan hasananwakaffalaha
zakariyya kullama dakhalaAAalayha zakariyya almihraba wajadaAAindaha rizqan qala
ya maryamu annalaki hatha qalat huwa min AAindi Allahi innaAllaha yarzuqu man
yashao bighayri hisab
Turkish
Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir sekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki
gibi yetistirdi ve Zekeriyya'nin himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kizin
bulundugu mihraba girse, onun yaninda yeni bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana
nereden geldi?" deyince, o da: "Bu, Allah katindandir." derdi. Süphesiz Allah,
diledigine hesapsiz rizik verir.
|
Ayah 3:38 الأية
هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ ۖ قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةً
طَيِّبَةً ۖ إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ
Hunalika daAAa zakariyyarabbahu qala rabbi hab lee min ladunka
thurriyyatantayyibatan innaka sameeAAu adduAAa/-
Turkish
Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katindan hayirli bir nesil ver.
Süphesiz sen, duayi hakkiyle isitensin" dedi.
|
Ayah 3:39 الأية
فَنَادَتْهُ الْمَلَائِكَةُ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ أَنَّ اللهَ
يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَىٰ مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِّنَ اللهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا
وَنَبِيًّا مِّنَ الصَّالِحِينَ
Fanadat-hu almala-ikatu wahuwaqa-imun yusallee fee almihrabi annaAllaha
yubashshiruka biyahya musaddiqanbikalimatin mina Allahi wasayyidan
wahasooranwanabiyyan mina assaliheen
Turkish
Zekeriyya mabedde namaz kilarken melekler ona: "Allah sana, Allah'dan bir
kelimeyi dogrulayici, efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak
Yahya'yi müjdeler." diye ünlediler.
|
Ayah 3:40 الأية
قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَقَدْ بَلَغَنِيَ الْكِبَرُ وَامْرَأَتِي
عَاقِرٌ ۖ قَالَ كَذَٰلِكَ اللهُ يَفْعَلُ مَا يَشَاءُ
Qala rabbi anna yakoonu leeghulamun waqad balaghaniya alkibaru wamraatee
AAaqirunqala kathalika Allahu yafAAalu mayasha/
Turkish
Zekeriyya: "Ey Rabbim, benim nasil oglum olabilir? Bana ihtiyarlik gelip çatti,
karim ise kisirdir." dedi. Allah: "Öyledir, fakat Allah diledigini yapar."
buyurdu.
|
Ayah 3:41 الأية
قَالَ رَبِّ اجْعَل لِّي آيَةً ۖ قَالَ آيَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلَاثَةَ
أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزًا ۗ وَاذْكُر رَّبَّكَ كَثِيرًا وَسَبِّحْ بِالْعَشِيِّ
وَالْإِبْكَارِ
Qala rabbi ijAAal lee ayatan qalaayatuka alla tukallima annasa thalathataayyamin
illa ramzan wathkur rabbakakatheeran wasabbih bilAAashiyyi wal-ibkar
Turkish
Zekeriyya: "Rabbim! (oglum olacagina dair) bana bir almet ver" dedi. Allah da
buyurdu ki: "Senin için almet, insanlara üç gün, isaretten baska söz
söyleyememendir. Ayrica Rabbini çok an, sabah aksam tesbih et".
|
Ayah 3:42 الأية
وَإِذْ قَالَتِ الْمَلَائِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللهَ اصْطَفَاكِ وَطَهَّرَكِ
وَاصْطَفَاكِ عَلَىٰ نِسَاءِ الْعَالَمِينَ
Wa-ith qalati almala-ikatuya maryamu inna Allaha istafaki watahharakiwastafaki
AAala nisa-i alAAalameen
Turkish
Hani melekler: "Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yaratti ve seni dünya
kadinlarina üstün kildi.
|
Ayah 3:43 الأية
يَا مَرْيَمُ اقْنُتِي لِرَبِّكِ وَاسْجُدِي وَارْكَعِي مَعَ الرَّاكِعِينَ
Ya maryamu oqnutee lirabbiki wasjudeewarkaAAee maAAa arrakiAAeen
Turkish
Ey Meryem! Rabbine divan dur ve secdeye kapan ve rüku' edenlerle beraber rüku'
et" demislerdi.
|
Ayah 3:44 الأية
ذَٰلِكَ مِنْ أَنبَاءِ الْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ ۚ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ
يُلْقُونَ أَقْلَامَهُمْ أَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ
يَخْتَصِمُونَ
Thalika min anba-i alghaybinooheehi ilayka wama kunta ladayhim ithyulqoona
aqlamahum ayyuhum yakfulu maryama wamakunta ladayhim ith yakhtasimoon
Turkish
Iste bu, sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) "Meryem'i kim
himayesine alip koruyacak?" diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen
yanlarinda degildin. (Bu hususta) Tartisirlarken de yanlarinda bulunmadin.
|
Ayah 3:45 الأية
إِذْ قَالَتِ الْمَلَائِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ
مِّنْهُ اسْمُهُ الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِي الدُّنْيَا
وَالْآخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ
Ith qalati almala-ikatuya maryamu inna Allaha yubashshiruki bikalimatinminhu
ismuhu almaseehu AAeesa ibnu maryama wajeehanfee addunya wal-akhirati
waminaalmuqarrabeen
Turkish
Melekler söyle demisti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi
müjdeliyor ki, adi Meryem oglu Isa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarli,
ayni zamanda Allah'a çok yakinlardandir.
|
Ayah 3:46 الأية
وَيُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَمِنَ الصَّالِحِينَ
Wayukallimu annasa feealmahdi wakahlan wamina assaliheen
Turkish
Besikte de, yetiskin çaginda da insanlarla konusacak ve iyilerden olacaktir.
|
Ayah 3:47 الأية
قَالَتْ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ ۖ قَالَ
كَذَٰلِكِ اللهُ يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ ۚ إِذَا قَضَىٰ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ
لَهُ كُن فَيَكُونُ
Qalat rabbi anna yakoonu leewaladun walam yamsasnee basharun qala kathaliki
Allahuyakhluqu ma yashao itha qada amranfa-innama yaqoolu lahu kun fayakoon
Turkish
(Meryem): "Ey Rabbim, bana bir beser dokunmamisken benim nasil çocugum olur?"
dedi. Allah: "Öyle ama, Allah diledigini yaratir, bir seyin olmasini dilediginde
ona sadece 'ol!' der, o da hemen oluverir." dedi.
|
Ayah 3:48 الأية
وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالْإِنجِيلَ
WayuAAallimuhu alkitaba walhikmatawattawrata wal-injeel
Turkish
Allah ona kitab (okuma ve yazmay)i, hikmeti ve Tevrat ile Incil'i ögretir.
|
Ayah 3:49 الأية
وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنِّي قَدْ جِئْتُكُم بِآيَةٍ مِّن
رَّبِّكُمْ ۖ أَنِّي أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ فَأَنفُخُ
فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِإِذْنِ اللهِ ۖ وَأُبْرِئُ الْأَكْمَهَ وَالْأَبْرَصَ
وَأُحْيِي الْمَوْتَىٰ بِإِذْنِ اللهِ ۖ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا
تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمْ ۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Warasoolan ila banee isra-eelaannee qad ji/tukum bi-ayatin min rabbikum annee
akhluqulakum mina atteeni kahay-ati attayrifaanfukhu feehi fayakoonu tayran bi-ithni
Allahiwaobri-o al-akmaha wal-abrasa waohyeealmawta bi-ithni Allahi waonabbi-okum
bimata/kuloona wama taddakhiroona fee buyootikum inna fee thalikalaayatan lakum
in kuntum mu/mineen
Turkish
Allah onu Israilogullarina (söyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Süphesiz
ki ben size Rabbinizden bir yet (mucize, belge) getirdim: Size, kus biçiminde
çamurdan birsey yaparim da içine üflerim, Allah'in izniyle o, kus olur; anadan
dogma körü ve alacaliyi iyilestiririm ve Allah'in izniyle ölüleri diriltirim.
Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsaniz size haber veririm".
|
Ayah 3:50 الأية
وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعْضَ
الَّذِي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ ۚ وَجِئْتُكُم بِآيَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ فَاتَّقُوا
اللهَ وَأَطِيعُونِ
Wamusaddiqan lima baynayadayya mina attawrati wali-ohilla lakumbaAAda allathee
hurrima AAalaykum waji/tukumbi-ayatin min rabbikum fattaqoo Allaha waateeAAoon
Turkish
"Önümdeki Tevrat'i dogrulayici olarak ve size haram kilinan bazi seyleri helal
kilmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafindan size bir mucize getirdim. Artik
Allah'tan korkun da bana uyun".
|
Ayah 3:51 الأية
إِنَّ اللهَ رَبِّي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ ۗ هَٰذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ
Inna Allaha rabbee warabbukum faAAbudoohuhatha siratun mustaqeem
Turkish
"Süphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O'na
kulluk edin! Iste bu, dogru yoldur".
|
Ayah 3:52 الأية
فَلَمَّا أَحَسَّ عِيسَىٰ مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنصَارِي إِلَى اللهِ ۖ
قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ اللهِ آمَنَّا بِاللهِ وَاشْهَدْ
بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
Falamma ahassa AAeesaminhumu alkufra qala man ansaree ila Allahiqala
alhawariyyoona nahnu ansaruAllahi amanna billahi washhadbi-anna muslimoon
Turkish
Isa onlarin inkrlarini hissedince: "Allah yolunda yardimcilarim kim?" dedi.
Havariler: "Allah yolunda yardimcilar biziz. Allah'a iman ettik. Sahit ol ki,
biz muhakkak müslümanlariz." dediler.
|
Ayah 3:53 الأية
رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ
الشَّاهِدِينَ
Rabbana amanna bimaanzalta wattabaAAna arrasoola faktubnamaAAa ashshahideen
Turkish
Ey Rabbimiz, senin indirdigine iman ettik, o peygambere de uyduk. Artik bizi
sahidlerle beraber yaz.
|
Ayah 3:54 الأية
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللهُ ۖ وَاللهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
Wamakaroo wamakara Allahu wallahukhayru almakireen
Turkish
Onlar hileye basvurdular, Allah da onlarin tuzagini bosa çikardi. Allah hileleri
bosa çikaranlarin en hayirlisidir.
|
Ayah 3:55 الأية
إِذْ قَالَ اللهُ يَا عِيسَىٰ إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ
وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذِينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ
الَّذِينَ كَفَرُوا إِلَىٰ يَوْمِ الْقِيَامَةِ ۖ ثُمَّ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ
فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
Ith qala Allahu yaAAeesa innee mutawaffeeka warafiAAuka ilayya wamutahhirukamina
allatheena kafaroo wajaAAilu allatheenaittabaAAooka fawqa allatheena kafaroo ila
yawmialqiyamati thumma ilayya marjiAAukum faahkumubaynakum feema kuntum feehi
takhtalifoon
Turkish
O zaman Allah söyle dedi: "Ey Isa, süphesiz ki seni öldürecegim, seni kendime
yükseltecegim ve seni inkrcilardan temizleyecegim. Hem sana uyanlari, kiyamete
kadar o küfredenlerin üstünde tutacagim. Sonra dönüsünüz banadir, ayriliga
düstügünüz hususlarda aranizda hükmedecegim".
|
Ayah 3:56 الأية
فَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَأُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فِي الدُّنْيَا
وَالْآخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّاصِرِينَ
Faamma allatheena kafaroofaoAAaththibuhum AAathaban shadeedan fee
addunyawal-akhirati wama lahum min nasireen
Turkish
"Inkr edenlere gelince, onlara dünyada da, ahirette de siddetli bir sekilde
azab edecegim, onlarin hiçbir yardimcilari da olmayacaktir".
|
Ayah 3:57 الأية
وَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ ۗ
وَاللهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمِينَ
Waamma allatheena amanoowaAAamiloo assalihati fayuwaffeehimojoorahum wallahu la
yuhibbu aththalimeen
Turkish
"Iman edip iyi isler yapanlara gelince, Allah onlarin mükafatlarini tastamam
verecektir. Allah zalimleri sevmez".
|
Ayah 3:58 الأية
ذَٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ الْآيَاتِ وَالذِّكْرِ الْحَكِيمِ
Thalika natloohu AAalayka mina al-ayatiwaththikri alhakeem
Turkish
Iste bu sana okudugumuz, yetlerden ve hikmetli Kur'n'dandir.
|
Ayah 3:59 الأية
إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ اللهِ كَمَثَلِ آدَمَ ۖ خَلَقَهُ مِن تُرَابٍ ثُمَّ
قَالَ لَهُ كُن فَيَكُونُ
Inna mathala AAeesa AAinda Allahikamathali adama khalaqahu min turabin thumma
qalalahu kun fayakoon
Turkish
Dogrusu Allah katinda Isa'nin (yaratilisindaki) durumu, dem'in durumu gibidir;
onu topraktan yaratti, sonra ona "ol!" dedi, o da oluverdi.
|
Ayah 3:60 الأية
الْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُن مِّنَ الْمُمْتَرِينَ
Alhaqqu min rabbika fala takunmina almumtareen
Turkish
Bu hak (gerçek) senin rabbindendir, o halde süphecilerden olma.
|
Ayah 3:61 الأية
فَمَنْ حَاجَّكَ فِيهِ مِن بَعْدِ مَا جَاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا
نَدْعُ أَبْنَاءَنَا وَأَبْنَاءَكُمْ وَنِسَاءَنَا وَنِسَاءَكُمْ وَأَنفُسَنَا
وَأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَتَ اللهِ عَلَى الْكَاذِبِينَ
Faman hajjaka feehi min baAAdi majaaka mina alAAilmi faqul taAAalaw nadAAu
abnaanawaabnaakum wanisaana wanisaakumwaanfusana waanfusakum thumma nabtahil
fanajAAal laAAnataAllahi AAala alkathibeen
Turkish
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artik kim bu konuda seninle tartisacak
olursa, de ki: "Gelin, ogullarimizi ve ogullarinizi, kadinlarimizi ve
kadinlarinizi, kendimizi ve kendinizi çagiralim, sonra da lanetleselim; Allah'in
lanetinin yalancilara olmasini dileyelim".
|
Ayah 3:62 الأية
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّ ۚ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا اللهُ ۚ
وَإِنَّ اللهَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Inna hatha lahuwa alqasasualhaqqu wama min ilahin illa Allahuwa-inna Allaha
lahuwa alAAazeezu alhakeem
Turkish
Iste (Isa hakkinda söylenen) gerçek kissa budur. Allah'tan baska hiçbir tanri
yoktur. Muhakkak ki Allah çok güçlüdür ve hikmet sahibidir.
|
Ayah 3:63 الأية
فَإِن تَوَلَّوْا فَإِنَّ اللهَ عَلِيمٌ بِالْمُفْسِدِينَ
Fa-in tawallaw fa-inna AllahaAAaleemun bilmufsideen
Turkish
Eger (haktan) yüz çevirirlerse, süphesiz ki Allah bozgunculari çok iyi bilendir.
|
Ayah 3:64 الأية
قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا إِلَىٰ كَلِمَةٍ سَوَاءٍ بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْ أَلَّا نَعْبُدَ إِلَّا اللهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَلَا
يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللهِ ۚ فَإِن تَوَلَّوْا
فَقُولُوا اشْهَدُوا بِأَنَّا مُسْلِمُونَ
Qul ya ahla alkitabi taAAalawila kalimatin sawa-in baynana wabaynakum
allanaAAbuda illa Allaha wala nushrika bihishay-an wala yattakhitha
baAAdunabaAAdan arbaban min dooni Allahi fa-intawallaw faqooloo ishhadoo bi-anna
muslimoon
Turkish
De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramizda ortak olan bir söze geliniz.
Allah'tan baskasina kulluk etmeyelim, O'na hiçbir seyi es tutmayalim ve Allah'i
birakip da kimimiz kimimizi ilhlastirmasin. Eger onlar yine yüz çevirirlerse,
deyin ki: "Sahit olun biz müslümanlariz".
|
Ayah 3:65 الأية
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تُحَاجُّونَ فِي إِبْرَاهِيمَ وَمَا أُنزِلَتِ
التَّوْرَاةُ وَالْإِنجِيلُ إِلَّا مِن بَعْدِهِ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Ya ahla alkitabi lima tuhajjoonafee ibraheema wama onzilati attawratuwal-injeelu
illa min baAAdihi afalataAAqiloon
Turkish
Ey Kitap ehli! Ibrahim hakkinda niçin tartisiyorsunuz? Oysa Tevrat da, Incil de
ondan sonra indirilmistir. Siz hiç düsünmüyor musunuz?
|
Ayah 3:66 الأية
هَا أَنتُمْ هَٰؤُلَاءِ حَاجَجْتُمْ فِيمَا لَكُم بِهِ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَاجُّونَ
فِيمَا لَيْسَ لَكُم بِهِ عِلْمٌ ۚ وَاللهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
Ha antum haola-i hajajtumfeema lakum bihi AAilmun falima tuhajjoona feemalaysa
lakum bihi AAilmun wallahu yaAAlamu waantumla taAAlamoon
Turkish
Iste siz böylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan sey hakkinda tartistiniz, ya hiç
bilginiz olmayan sey hakkinda niçin tartisiyorsunuz? Allah bilir, siz
bilmezsiniz.
|
Ayah 3:67 الأية
مَا كَانَ إِبْرَاهِيمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصْرَانِيًّا وَلَٰكِن كَانَ حَنِيفًا
مُّسْلِمًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
Ma kana ibraheemuyahoodiyyan wala nasraniyyan walakinkana haneefan musliman wama
kana minaalmushrikeen
Turkish
Ibrahim, ne yahudi, ne de hiristiyandi; fakat o, Allah'i bir taniyan dosdogru
bir müslümandi, müsriklerden de degildi.
|
Ayah 3:68 الأية
إِنَّ أَوْلَى النَّاسِ بِإِبْرَاهِيمَ لَلَّذِينَ اتَّبَعُوهُ وَهَٰذَا النَّبِيُّ
وَالَّذِينَ آمَنُوا ۗ وَاللهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِنِينَ
Inna awla annasibi-ibraheema lallatheena ittabaAAoohu wahathaannabiyyu
wallatheena amanoo wallahuwaliyyu almu/mineen
Turkish
Dogrusu onlarin Ibrahim'e en yakin olani, ona uyanlar, su Peygamber ve iman
edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur.
|
Ayah 3:69 الأية
وَدَّت طَّائِفَةٌ مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْ وَمَا يُضِلُّونَ
إِلَّا أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
Waddat ta-ifatun min ahli alkitabilaw yudilloonakum wama yudilloona
illaanfusahum wama yashAAuroon
Turkish
Kitap ehlinden bir grup sizi saptirmak istediler, halbuki sirf kendilerini
saptiriyorlar da farkina varmiyorlar.
|
Ayah 3:70 الأية
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللهِ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ
Ya ahla alkitabi limatakfuroona bi-ayati Allahi waantumtashhadoon
Turkish
Ey kitap ehli! (gerçegi) gördügünüz halde, niçin Allah'in yetlerini inkr
ediyorsunuz?
|
Ayah 3:71 الأية
يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَلْبِسُونَ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُونَ
الْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
Ya ahla alkitabi limatalbisoona alhaqqa bilbatili wataktumoonaalhaqqa waantum
taAAlamoon
Turkish
Ey kitap ehli! Niçin hakki batila karistiriyor ve bile bile gerçegi
gizliyorsunuz?
|
Ayah 3:72 الأية
وَقَالَت طَّائِفَةٌ مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ آمِنُوا بِالَّذِي أُنزِلَ عَلَى
الَّذِينَ آمَنُوا وَجْهَ النَّهَارِ وَاكْفُرُوا آخِرَهُ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Waqalat ta-ifatun min ahlialkitabi aminoo billathee onzilaAAala allatheena
amanoo wajha annahariwakfuroo akhirahu laAAallahum yarjiAAoon
Turkish
Kitap ehlinden bir grup: "Müminlere indirilene günün baslangicinda inanin,
sonunda da inkr edin, belki onlar da dönerler." dedi.
|
Ayah 3:73 الأية
وَلَا تُؤْمِنُوا إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمْ قُلْ إِنَّ الْهُدَىٰ هُدَى اللهِ
أَن يُؤْتَىٰ أَحَدٌ مِّثْلَ مَا أُوتِيتُمْ أَوْ يُحَاجُّوكُمْ عِندَ رَبِّكُمْ ۗ
قُلْ إِنَّ الْفَضْلَ بِيَدِ اللهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاءُ ۗ وَاللهُ وَاسِعٌ
عَلِيمٌ
Wala tu/minoo illa limantabiAAa deenakum qul inna alhuda huda Allahian yu/ta
ahadun mithla ma ooteetum aw yuhajjookumAAinda rabbikum qul inna alfadla biyadi
Allahiyu/teehi man yashao wallahu wasiAAunAAaleem
Turkish
"Ve kendi dininize uyanlardan baskasina inanmayin" (dediler). De ki: "Süphesiz
dogru yol, Allah'in yoludur". (Onlar kendi aralarinda): "Size verilenin
benzerinin hiçbir kimseye verilmis olduguna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin
aleyhinize deliller getireceklerine" (de inanmayin dediler). De ki: "Lütuf
Allah'in elindedir, onu diledigine verir. Allah, rahmeti bol olan, her seyi
hakkiyla bilendir".
|
Ayah 3:74 الأية
يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِ مَن يَشَاءُ ۗ وَاللهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ
Yakhtassu birahmatihi man yashaowallahu thoo alfadli alAAatheem
Turkish
Rahmetini diledigine tahsis eder. Allah, büyük lütuf ve kerem sahibidir.
|
Ayah 3:75 الأية
وَمِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ إِن تَأْمَنْهُ بِقِنطَارٍ يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ
وَمِنْهُم مَّنْ إِن تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَّا يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ إِلَّا مَا
دُمْتَ عَلَيْهِ قَائِمًا ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي
الْأُمِّيِّينَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى اللهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Wamin ahli alkitabi man in ta/manhubiqintarin yu-addihi ilayka waminhum man in
ta/manhubideenarin la yu-addihi ilayka illa madumta AAalayhi qa-iman thalika bi-annahum
qaloolaysa AAalayna fee al-ommiyyeena sabeelun wayaqooloonaAAala Allahi
alkathiba wahum yaAAlamoon
Turkish
Kitap ehlinden öylesi vardir ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana
eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardir ki, ona bir dinar emanet etsen,
tepesine dikilip durmadikça onu sana iade etmez. Bu da onlarin, "Ümmîlere karsi
yaptiklarimizdan bize vebal yoktur." demelerinden dolayidir. Ve onlar, bile bile
Allah'a karsi yalan söylerler.
|
Ayah 3:76 الأية
بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِ وَاتَّقَىٰ فَإِنَّ اللهَ يُحِبُّ الْمُتَّقِينَ
Bala man awfa biAAahdihi wattaqafa-inna Allaha yuhibbu almuttaqeen
Turkish
Hayir, kim sözünü yerine getirir ve kötülüklerden korunursa, süphesiz Allah da
korunanlari sever.
|
Ayah 3:77 الأية
إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلًا
أُولَٰئِكَ لَا خَلَاقَ لَهُمْ فِي الْآخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللهُ وَلَا
يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ
أَلِيمٌ
Inna allatheena yashtaroona biAAahdiAllahi waaymanihim thamanan qaleelan
ola-ikala khalaqa lahum fee al-akhirati walayukallimuhumu Allahu wala
yanthuruilayhim yawma alqiyamati wala yuzakkeehim walahumAAathabun aleem
Turkish
Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, iste
onlarin ahirette bir payi yoktur; Allah kiyamet günü onlarla hiç konusmayacak,
onlara bakmayacak ve onlari temizlemeyecektir. Onlar için aci bir azab vardir.
|
Ayah 3:78 الأية
وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقًا يَلْوُونَ أَلْسِنَتَهُم بِالْكِتَابِ لِتَحْسَبُوهُ
مِنَ الْكِتَابِ وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِندِ اللهِ
وَمَا هُوَ مِنْ عِندِ اللهِ وَيَقُولُونَ عَلَى اللهِ الْكَذِبَ وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Wa-inna minhum lafareeqan yalwoonaalsinatahum bilkitabi litahsaboohu
minaalkitabi wama huwa mina alkitabiwayaqooloona huwa min AAindi Allahi wama
huwa minAAindi Allahi wayaqooloona AAala Allahi alkathibawahum yaAAlamoon
Turkish
Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardir ki, siz onu kitaptan sanasiniz diye,
dillerini kitaba dogru egip bükerler. Halbuki o, kitaptan degildir. "Bu, Allah
katindandir." derler; oysa o, Allah katindan degildir. Allah'a karsi, kendileri
bilip dururken, yalan söylerler.
|
Ayah 3:79 الأية
مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ اللهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ
ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا عِبَادًا لِّي مِن دُونِ اللهِ وَلَٰكِن كُونُوا
رَبَّانِيِّينَ بِمَا كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ
Ma kana libasharin anyu/tiyahu Allahu alkitaba walhukmawannubuwwata thumma
yaqoola linnasikoonoo AAibadan lee min dooni Allahi walakinkoonoo rabbaniyyeena
bima kuntum tuAAallimoonaalkitaba wabima kuntum tadrusoon
Turkish
Insanlardan hiçbir kimseye, Allah kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik
verdikten sonra, kalkip insanlara: "Allah'i birakip bana kul olun." demesi
yakismaz. Fakat onun: "Ögrettiginiz ve okudugunuz kitap geregince Rabb'e halis
kullar olun" (demesi uygundur).
|
Ayah 3:80 الأية
وَلَا يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُوا الْمَلَائِكَةَ وَالنَّبِيِّينَ أَرْبَابًا ۗ
أَيَأْمُرُكُم بِالْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ
Wala ya/murakum an tattakhithooalmala-ikata wannabiyyeena arbabanaya/murukum
bilkufri baAAda ith antum muslimoon
Turkish
Ve O size: "Melekleri ve peygamberleri tanrilar edinin." diye de emretmez. Siz
müslüman olduktan sonra, size hiç inkri emreder mi?
|
Ayah 3:81 الأية
وَإِذْ أَخَذَ اللهُ مِيثَاقَ النَّبِيِّينَ لَمَا آتَيْتُكُم مِّن كِتَابٍ
وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِ
وَلَتَنصُرُنَّهُ ۚ قَالَ أَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ إِصْرِي ۖ
قَالُوا أَقْرَرْنَا ۚ قَالَ فَاشْهَدُوا وَأَنَا مَعَكُم مِّنَ الشَّاهِدِينَ
Wa-ith akhatha Allahumeethaqa annabiyyeena lama ataytukummin kitabin wahikmatin
thumma jaakumrasoolun musaddiqun lima maAAakum latu/minunna bihiwalatansurunnahu
qala aaqrartum waakhathtumAAala thalikum isree qaloo aqrarnaqala fashhadoo waana
maAAakum mina ashshahideen
Turkish
Allah peygamberlerden söyle söz almisti: "Andolsun ki size kitab ve hikmet
verdim, sonra yaninizda bulunan (kitaplar)i dogrulayici bir peygamber geldiginde
ona muhakkak inanacak ve ona yardim edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu
hususta agir ahdimi üzerinize aldiniz mi?" demisti. Onlar: "Kabul ettik" dediler.
(Allah da) dedi ki: "Öyleyse sahit olun, ben de sizinle beraber sahit
olanlardanim".
|
Ayah 3:82 الأية
فَمَن تَوَلَّىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
Faman tawalla baAAda thalikafaola-ika humu alfasiqoon
Turkish
Artik bundan sonra her kim dönerse, iste onlar yoldan çikmislarin ta
kendileridir.
|
Ayah 3:83 الأية
أَفَغَيْرَ دِينِ اللهِ يَبْغُونَ وَلَهُ أَسْلَمَ مَن فِي السَّمَاوَاتِ
وَالْأَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَإِلَيْهِ يُرْجَعُونَ
Afaghayra deeni Allahi yabghoonawalahu aslama man fee assamawati wal-arditawAAan
wakarhan wa-ilayhi yurjaAAoon
Turkish
Onlar, Allah'in dininden baskasini mi ariyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne
varsa hepsi, ister istemez O'na boyun egmistir ve O'na döndürülüp
götürüleceklerdir.
|
Ayah 3:84 الأية
قُلْ آمَنَّا بِاللهِ وَمَا أُنزِلَ عَلَيْنَا وَمَا أُنزِلَ عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ
وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالْأَسْبَاطِ وَمَا أُوتِيَ مُوسَىٰ
وَعِيسَىٰ وَالنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ
وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
Qul amanna billahiwama onzila AAalayna wama onzila AAalaibraheema wa-ismaAAeela
wa-ishaqawayaAAqooba wal-asbati wama ootiya moosawaAAeesa wannabiyyoona min
rabbihim lanufarriqu bayna ahadin minhum wanahnu lahumuslimoon
Turkish
De ki: "Allah'a, bize indirilen (Kur'n)e, Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a
ve torunlarina indirilene, Musa'ya, Isa'ya ve peygamberlere Rablerinden
verilenlere inandik. Onlarin arasinda hiçbir fark gözetmeyiz, biz O'na teslim
olmuslariz".
|
Ayah 3:85 الأية
وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الْإِسْلَامِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي
الْآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Waman yabtaghi ghayra al-islamideenan falan yuqbala minhu wahuwa fee al-akhirati
minaalkhasireen
Turkish
Kim Islm'dan baska bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de
zarar edenlerden olacaktir.
|
Ayah 3:86 الأية
كَيْفَ يَهْدِي اللهُ قَوْمًا كَفَرُوا بَعْدَ إِيمَانِهِمْ وَشَهِدُوا أَنَّ
الرَّسُولَ حَقٌّ وَجَاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُ ۚ وَاللهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ
الظَّالِمِينَ
Kayfa yahdee Allahu qawman kafaroobaAAda eemanihim washahidoo anna arrasoola
haqqunwajaahumu albayyinatu wallahu layahdee alqawma aththalimeen
Turkish
Inandiktan, Peygamber'in hak olduguna sehadet ettikten ve kendilerine açik
deliller geldikten sonra, inkra sapan bir milleti Allah nasil dogru yola
eristirir? Allah zalimler güruhunu dogru yola iletmez.
|
Ayah 3:87 الأية
أُولَٰئِكَ جَزَاؤُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللهِ وَالْمَلَائِكَةِ
وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ
Ola-ika jazaohum annaAAalayhim laAAnata Allahi walmala-ikati wannasiajmaAAeen
Turkish
Iste onlarin cezalari, Allah'in, meleklerin, insanlarin hepsinin laneti onlarin
üzerlerindedir.
|
Ayah 3:88 الأية
خَالِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ
Khalideena feeha layukhaffafu AAanhumu alAAathabu wala hum yuntharoon
Turkish
Onlar bu (lanetin) içinde ebedî kalacaklardir. Kendilerinden ne bu azab
hafifletilir, ne de yüzlerine bakilir.
|
Ayah 3:89 الأية
إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا مِن بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا فَإِنَّ اللهَ غَفُورٌ
رَّحِيمٌ
Illa allatheena taboomin baAAdi thalika waaslahoo fa-inna Allahaghafoorun raheem
Turkish
Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler baska. Süphesiz ki Allah, çok
bagislayan ve çok esirgeyendir.
|
Ayah 3:90 الأية
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بَعْدَ إِيمَانِهِمْ ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْرًا لَّن
تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْ وَأُولَٰئِكَ هُمُ الضَّالُّونَ
Inna allatheena kafaroo baAAda eemanihimthumma izdadoo kufran lan tuqbala
tawbatuhum waola-ikahumu addalloon
Turkish
Süphesiz imanlarinin arkasindan küfreden, sonra da küfrünü artirmis olanlarin
tevbeleri asla kabul olunmaz. Iste onlar sapiklarin ta kendileridir.
|
Ayah 3:91 الأية
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يُقْبَلَ مِنْ أَحَدِهِم
مِّلْءُ الْأَرْضِ ذَهَبًا وَلَوِ افْتَدَىٰ بِهِ ۗ أُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ
أَلِيمٌ وَمَا لَهُم مِّن نَّاصِرِينَ
Inna allatheena kafaroo wamatoowahum kuffarun falan yuqbala min ahadihim
miloal-ardi thahaban walawi iftada bihi ola-ikalahum AAathabun aleemun wama
lahum min nasireen
Turkish
Muhakkak ki inkr edenler ve kfir olduklari halde de ölenler, yeryüzü dolusu
altin fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. Iste
dayanilmaz azab onlar içindir. Onlarin hiçbir yardimcilari da yoktur.
|
Ayah 3:92 الأية
لَن تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ ۚ وَمَا تُنفِقُوا مِن
شَيْءٍ فَإِنَّ اللهَ بِهِ عَلِيمٌ
Lan tanaloo albirra hattatunfiqoo mimma tuhibboona wama tunfiqoo minshay-in
fa-inna Allaha bihi AAaleem
Turkish
Sevdiginiz seylerden (Allah yolunda) harcamadikça, gerçek iyilige asla
erisemezsiniz. Her ne harcarsaniz Allah onu hakkiyla bilir.
|
Ayah 3:93 الأية
كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِي إِسْرَائِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ
إِسْرَائِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ التَّوْرَاةُ ۗ قُلْ
فَأْتُوا بِالتَّوْرَاةِ فَاتْلُوهَا إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Kullu attaAAami kanahillan libanee isra-eela illa ma harramaisra-eelu AAala
nafsihi min qabli an tunazzala attawratuqul fa/too bittawrati fatlooha inkuntum
sadiqeen
Turkish
Tevrat indirilmeden önce, Israil (Yakub)in kendisine haram kildigi disinda,
yiyeceklerin hepsi Israilogullarina helal idi. De ki: "Eger dogrulardan iseniz,
haydi Tevrat'i getirip okuyun".
|
Ayah 3:94 الأية
فَمَنِ افْتَرَىٰ عَلَى اللهِ الْكَذِبَ مِن بَعْدِ ذَٰلِكَ فَأُولَٰئِكَ هُمُ
الظَّالِمُونَ
Famani iftara AAala Allahialkathiba min baAAdi thalika faola-ika humuathalimoon
Turkish
Kim bundan sonra Allah'a karsi yalan uydurursa, iste onlar zalimlerin ta
kendileridir.
|
Ayah 3:95 الأية
قُلْ صَدَقَ اللهُ ۗ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ
الْمُشْرِكِينَ
Qul sadaqa Allahu fattabiAAoomillata ibraheema haneefan wama kanamina
almushrikeen
Turkish
De ki: "Allah dogru söylemistir. Öyle ise dosdogru, Allah'i birleyici olarak
Ibrahim'in dinine uyun. O, müsriklerden degildi".
|
Ayah 3:96 الأية
إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى
لِّلْعَالَمِينَ
Inna awwala baytin wudiAAa linnasilallathee bibakkata mubarakan wahudan
lilAAalameen
Turkish
Süphesiz insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke'deki çok mübarek ve bütün
lemlere hidayet kaynagi olan Beyt (Kabe)dir.
|
Ayah 3:97 الأية
فِيهِ آيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَّقَامُ إِبْرَاهِيمَ ۖ وَمَن دَخَلَهُ كَانَ آمِنًا ۗ
وَلِلَّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا ۚ
وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ اللهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ
Feehi ayatun bayyinatunmaqamu ibraheema waman dakhalahu kana aminanwalillahi
AAala annasi hijjualbayti mani istataAAa ilayhi sabeelan waman kafarafa-inna
Allaha ghaniyyun AAani alAAalameen
Turkish
Onda apaçik deliller, Ibrahim'in makami vardir. Oraya giren güvene erer. Ona bir
yol bulabilenlerin Beyt'i haccetmesi Allah'in insanlar üzerinde bir hakkidir.
Kim inkr ederse, süphesiz Allah bütün lemlerden müstagni (kimseye muhtaç degil,
her sey ona muhtaç)dir.
|
Ayah 3:98 الأية
قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللهِ وَاللهُ شَهِيدٌ
عَلَىٰ مَا تَعْمَلُونَ
Qul ya ahla alkitabi limatakfuroona bi-ayati Allahi wallahushaheedun AAala ma
taAAmaloon
Turkish
De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptiklarinizi görüp dururken niçin Allah'in
yetlerini inkr ediyorsunuz?"
|
Ayah 3:99 الأية
قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ اللهِ مَنْ آمَنَ
تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَأَنتُمْ شُهَدَاءُ ۗ وَمَا اللهُ بِغَافِلٍ عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Qul ya ahla alkitabi lima tasuddoonaAAan sabeeli Allahi man amana
tabghoonahaAAiwajan waantum shuhadao wama Allahu bighafilinAAamma taAAmaloon
Turkish
De ki: "Ey kitap ehli! Gerçegi görüp bildiginiz hlde niçin Allah'in yolunu egri
göstermeye yeltenerek müminleri Allah'in yolundan çevirmeye kalkisiyorsunuz?
Allah yaptiklarinizdan habersiz degildir".
|
Ayah 3:100 الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تُطِيعُوا فَرِيقًا مِّنَ الَّذِينَ أُوتُوا
الْكِتَابَ يَرُدُّوكُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ كَافِرِينَ
Ya ayyuha allatheena amanooin tuteeAAoo fareeqan mina allatheena ootoo
alkitabayaruddookum baAAda eemanikum kafireen
Turkish
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsaniz,
imaninizdan sonra sizi döndürüp kfir yaparlar.
|
Ayah 3:101 الأية
وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَأَنتُمْ تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ آيَاتُ اللهِ وَفِيكُمْ
رَسُولُهُ ۗ وَمَن يَعْتَصِم بِاللهِ فَقَدْ هُدِيَ إِلَىٰ صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Wakayfa takfuroona waantum tutlaAAalaykum ayatu Allahi wafeekum rasooluhuwaman
yaAAtasim billahi faqad hudiya ilasiratin mustaqeem
Turkish
Size Allah'in yetleri okunup dururken ve Allah'in elçisi de aranizda iken nasil
inkra saparsiniz? Kim Allah'a simsiki baglanirsa, kesinlikle dogru yola
iletilmistir.
|
Ayah 3:102 الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلَا تَمُوتُنَّ
إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ
Ya ayyuha allatheena amanooittaqoo Allaha haqqa tuqatihi walatamootunna illa
waantum muslimoon
Turkish
Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yarasir sekilde korkun ve ancak müslümanlar
olarak can verin.
|
Ayah 3:103 الأية
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا ۚ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ
اللهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ
فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ
النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ اللهُ لَكُمْ آيَاتِهِ
لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
WaAAtasimoo bihabliAllahi jameeAAan wala tafarraqoo wathkurooniAAmata Allahi
AAalaykum ith kuntum aAAdaanfaallafa bayna quloobikum faasbahtum
biniAAmatihiikhwanan wakuntum AAala shafa hufratinmina annari faanqathakum minha
kathalikayubayyinu Allahu lakum ayatihi laAAallakumtahtadoon
Turkish
Hep birlikte Allah'in ipine (kitabina, dinine) simsiki sarilin. Parçalanip
ayrilmayin. Allah'in üzerinizdeki nimetini düsünün. Hani siz birbirinize
düsmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birlestirmisti. Iste O'nun (bu) nimeti
sayesinde kardesler olmustunuz. Yine siz, bir ates çukurunun tam kenarinda iken
oradan da sizi O kurtarmisti. Iste Allah size yetlerini böyle apaçik bildiriyor
ki, dogru yola eresiniz.
|
Ayah 3:104 الأية
وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ
وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ ۚ وَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Waltakun minkum ommatun yadAAoona ilaalkhayri waya/muroona bilmaAAroofi
wayanhawna AAanialmunkari waola-ika humu almuflihoon
Turkish
Içinizden hayra çagiran, iyiligi emredip kötülükten men eden bir topluluk
bulunsun. Iste kurtulusa eren onlardir.
|
Ayah 3:105 الأية
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِن بَعْدِ مَا جَاءَهُمُ
الْبَيِّنَاتُ ۚ وَأُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
Wala takoonoo kallatheenatafarraqoo wakhtalafoo min baAAdi ma jaahumualbayyinatu
waola-ika lahum AAathabun AAatheem
Turkish
Kendilerine apaçik deliller geldikten sonra parçalanip ayriliga düsenler gibi
olmayin. Iste bunlar için büyük bir azap vardir.
|
Ayah 3:106 الأية
يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ ۚ فَأَمَّا الَّذِينَ اسْوَدَّتْ
وُجُوهُهُمْ أَكَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ
تَكْفُرُونَ
Yawma tabyaddu wujoohun wataswadduwujoohun faamma allatheena iswaddat
wujoohuhumakafartum baAAda eemanikum fathooqoo alAAathababima kuntum takfuroon
Turkish
O gün bazi yüzler agarir, bazi yüzler kararir. Yüzleri kararanlara: "Imaninizdan
sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkr etmenize karsilik azabi tadin" (denecektir).
|
Ayah 3:107 الأية
وَأَمَّا الَّذِينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَفِي رَحْمَةِ اللهِ هُمْ فِيهَا
خَالِدُونَ
Waamma allatheena ibyaddatwujoohuhum fafee rahmati Allahi hum feeha khalidoon
Turkish
Yüzleri agaranlara gelince, (onlar) Allah'in rahmeti içindedirler. Onlar orada
ebedî kalacaklardir.
|
Ayah 3:108 الأية
تِلْكَ آيَاتُ اللهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّ ۗ وَمَا اللهُ يُرِيدُ
ظُلْمًا لِّلْعَالَمِينَ
Tilka ayatu Allahinatlooha AAalayka bilhaqqi wama Allahuyureedu thulman
lilAAalameen
Turkish
Bunlar Allah'in, sana gerçek olarak okuyageldigimiz, yetleridir. Allah lemlere
hiçbir haksizlik etmek istemez.
|
Ayah 3:109 الأية
وَلِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۚ وَإِلَى اللهِ تُرْجَعُ
الْأُمُورُ
Walillahi ma fee assamawatiwama fee al-ardi wa-ila AllahiturjaAAu al-omoor
Turkish
Göklerde ve yerde olanlarin hepsi Allah'indir. Bütün isler Allah'a döndürülür.
|
Ayah 3:110 الأية
كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ
وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللهِ ۗ وَلَوْ آمَنَ أَهْلُ
الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُم ۚ مِّنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ
الْفَاسِقُونَ
Kuntum khayra ommatin okhrijat linnasita/muroona bilmaAAroofi watanhawna AAani
almunkariwatu/minoona billahi walaw amana ahlu alkitabilakana khayran lahum
minhumu almu/minoona waaktharuhumualfasiqoon
Turkish
Siz insanlar için çikarilmis en hayirli ümmetsiniz. Iyiligi emreder, kötülükten
vazgeçirmege çalisir ve Allah'a inanirsiniz. Kitap ehli de inansaydi kendileri
için elbette daha hayirli olurdu. Içlerinden iman edenler de var, ama pek çogu
yoldan çikmislardir.
|
Ayah 3:111 الأية
لَن يَضُرُّوكُمْ إِلَّا أَذًى ۖ وَإِن يُقَاتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ الْأَدْبَارَ
ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ
Lan yadurrookum illa athanwa-in yuqatilookum yuwallookumu al-adbara thumma
layunsaroon
Turkish
Onlar size eziyetten baska bir zarar veremezler. Eger sizinle savasmaya
kalkissalar, size arkalarini dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardim da edilmez.
|
Ayah 3:112 الأية
ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوا إِلَّا بِحَبْلٍ مِّنَ اللهِ
وَحَبْلٍ مِّنَ النَّاسِ وَبَاءُوا بِغَضَبٍ مِّنَ اللهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ
الْمَسْكَنَةُ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللهِ
وَيَقْتُلُونَ الْأَنبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ ۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا وَّكَانُوا
يَعْتَدُونَ
Duribat AAalayhimu aththillatuayna ma thuqifoo illa bihablin mina Allahiwahablin
mina annasi wabaoo bighadabinmina Allahi waduribat AAalayhimu almaskanatu
thalikabi-annahum kanoo yakfuroona bi-ayati Allahiwayaqtuloona al-anbiyaa
bighayri haqqin thalikabima AAasaw wakanoo yaAAtadoon
Turkish
Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklik damgasi vurulmustur.
Meger ki Allah'in ipine ve insanlar (müminler)in ahdine siginmis olsunlar. Onlar
Allah'in hismina ugradilar ve üzerlerine de miskinlik damgasi vuruldu. Bunun
sebebi, onlarin Allah'in yetlerini inkr etmis olmalari ve haksiz yere
peygamberleri öldürmeleridir. Ayrica isyan etmis ve haddi de asmislardi.
|
Ayah 3:113 الأية
لَيْسُوا سَوَاءً ۗ مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ أُمَّةٌ قَائِمَةٌ يَتْلُونَ آيَاتِ
اللهِ آنَاءَ اللَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ
Laysoo sawaan min ahli alkitabiommatun qa-imatun yatloona ayati Allahianaa
allayli wahum yasjudoon
Turkish
Hepsi bir degildirler. Kitap ehli içinde dogruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk)
vardir ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah'in yetlerini
okurlar.
|
Ayah 3:114 الأية
يُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ
وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَأُولَٰئِكَ مِنَ
الصَّالِحِينَ
Yu/minoona billahi walyawmial-akhiri waya/muroona bilmaAAroofi wayanhawnaAAani
almunkari wayusariAAoona fee alkhayrati waola-ikamina assaliheen
Turkish
Allah'a ve ahiret gününe inanirlar, iyiligi emrederler, kötülükten vazgeçirmeye
çalisirlar, hayir islerinde de birbirleriyle yarisirlar. Iste onlar iyi
insanlardandir.
|
Ayah 3:115 الأية
وَمَا يَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَلَن يُكْفَرُوهُ ۗ وَاللهُ عَلِيمٌ
بِالْمُتَّقِينَ
Wama yafAAaloo min khayrin falanyukfaroohu wallahu AAaleemun bilmuttaqeen
Turkish
Onlar ne hayir islerlerse karsiliksiz birakilmayacaklardir. Allah kendisinden
geregi gibi sakinanlari bilir.
|
Ayah 3:116 الأية
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَن تُغْنِيَ عَنْهُمْ أَمْوَالُهُمْ وَلَا أَوْلَادُهُم
مِّنَ اللهِ شَيْئًا ۖ وَأُولَٰئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ ۚ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Inna allatheena kafaroo lan tughniyaAAanhum amwaluhum wala awladuhum mina
Allahishay-an waola-ika as-habu annarihum feeha khalidoon
Turkish
O inkr edenler (var ya), onlarin ne mallari, ne de evlatlari, onlara Allah'a
karsi hiçbir fayda saglamayacaktir. Onlar, ates halkidir; orada ebedi
kalacaklardir.
|
Ayah 3:117 الأية
مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِي هَٰذِهِ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا كَمَثَلِ رِيحٍ فِيهَا
صِرٌّ أَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُوا أَنفُسَهُمْ فَأَهْلَكَتْهُ ۚ وَمَا
ظَلَمَهُمُ اللهُ وَلَٰكِنْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Mathalu ma yunfiqoona fee hathihialhayati addunya kamathali reehinfeeha sirrun
asabat hartha qawmin thalamooanfusahum faahlakat-hu wama thalamahumu
Allahuwalakin anfusahum yathlimoon
Turkish
Onlarin bu dünya hayatinda harcadiklarinin durumu, kendilerine zulmeden bir
toplulugun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soguk bir rüzgarin hali
gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar.
|
Ayah 3:118 الأية
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ لَا
يَأْلُونَكُمْ خَبَالًا وَدُّوا مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَاءُ مِنْ
أَفْوَاهِهِمْ وَمَا تُخْفِي صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ ۚ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ
الْآيَاتِ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ
Ya ayyuha allatheena amanoola tattakhithoo bitanatan min doonikum laya/loonakum
khabalan waddoo ma AAanittum qad badatialbaghdao min afwahihim wama tukhfee
sudooruhumakbaru qad bayyanna lakumu al-ayati inkuntum taAAqiloon
Turkish
Ey iman edenler! Kendi disinizdakilerden sirdas edinmeyin. Çünkü onlar size
fenalik etmekten asla geri kalmazlar, hep sikintiya düsmenizi isterler. Kin ve
düsmanliklari agizlarindan tasmaktadir. Kalplerinde gizledikleri ise daha
büyüktür. Düsünürseniz, biz size yetleri açikladik.
|
Ayah 3:119 الأية
هَا أَنتُمْ أُولَاءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ
بِالْكِتَابِ كُلِّهِ وَإِذَا لَقُوكُمْ قَالُوا آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْا عَضُّوا
عَلَيْكُمُ الْأَنَامِلَ مِنَ الْغَيْظِ ۚ قُلْ مُوتُوا بِغَيْظِكُمْ ۗ إِنَّ
اللهَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Ha antum ola-i tuhibboonahumwala yuhibboonakum watu/minoona bilkitabikullihi
wa-itha laqookum qaloo amannawa-itha khalaw AAaddoo AAalaykumu al-anamilamina
alghaythi qul mootoo bighaythikuminna Allaha AAaleemun bithati assudoor
Turkish
Iste siz öyle kimselersiniz ki, onlari seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler,
siz kitap(lar)in hepsine inanirsiniz, onlarsa sizinle bulustuklari zaman "inandik"
derler. Basbasa kaldiklari zaman da kinlerinden dolayi parmaklarinin uçlarini
isirirlar. De ki: "kininizle geberin!". Süphesiz ki Allah gögüslerin (gönüllerin)
özünü bilir.
|
|