1st Ayah 1 الأية ١الأوليبِسْم ِ اللهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
حم
Ha-meem
Turkish
H Mîm.
|
Ayah 41:2 الأية
تَنزِيلٌ مِّنَ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Tanzeelun mina arrahmaniarraheem
Turkish
Bu Kur'n Rahmn ve Rahîm olan Allah tarafindan indirilmistir.
|
Ayah 41:3 الأية
كِتَابٌ فُصِّلَتْ آيَاتُهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Kitabun fussilat ayatuhuqur-anan AAarabiyyan liqawmin yaAAlamoon
Turkish
Bu, Arapça bir Kur'an olarak, yetleri bilen bir kavim için ayirt edilip
açiklanmis bir kitaptir.
|
Ayah 41:4 الأية
بَشِيرًا وَنَذِيرًا فَأَعْرَضَ أَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ
Basheeran wanatheeran faaAAradaaktharuhum fahum la yasmaAAoon
Turkish
O, müjdeleyici ve uyarici olarak gönderilmistir. Fakat insanlarin çogu yüz
çevirmislerdir. Artik onlar gerçegi isitmezler.
|
Ayah 41:5 الأية
وَقَالُوا قُلُوبُنَا فِي أَكِنَّةٍ مِّمَّا تَدْعُونَا إِلَيْهِ وَفِي آذَانِنَا
وَقْرٌ وَمِن بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَاعْمَلْ إِنَّنَا عَامِلُونَ
Waqaloo quloobuna fee akinnatinmimma tadAAoona ilayhi wafee athaninawaqrun wamin
baynina wabaynika hijabun faAAmalinnana AAamiloon
Turkish
Onlar: "Ey Muhammed! Senin bizi davet ettigin seye karsi kalplerimiz kapalidir.
Kulaklarimizda da bir agirlik vardir. Seninle bizim aramizda anlasmamiza engel
bir de perde vardir. Sen istedigini yap, çünkü biz yapiyoruz" dediler.
|
Ayah 41:6 الأية
قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰ إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَٰهُكُمْ
إِلَٰهٌ وَاحِدٌ فَاسْتَقِيمُوا إِلَيْهِ وَاسْتَغْفِرُوهُ ۗ وَوَيْلٌ
لِّلْمُشْرِكِينَ
Qul innama ana basharunmithlukum yooha ilayya annama ilahukum ilahunwahidun
fastaqeemoo ilayhi wastaghfiroohuwawaylun lilmushrikeen
Turkish
Ey Muhammed! De ki: "Ben sadece sizin gibi bir insanim, ancak bana ilhinizin
bir tek ilh oldugu vahyediliyor. Artik hep O'na yönelin ve O'ndan bagislanma
dileyin. Vay O'na ortak kosanlarin haline!
|
Ayah 41:7 الأية
الَّذِينَ لَا يُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ كَافِرُونَ
Allatheena la yu/toona azzakatawahum bil-akhirati hum kafiroon
Turkish
Onlar, zekati vermezler, ahireti de inkr ederler.
|
Ayah 41:8 الأية
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
Inna allatheena amanoowaAAamiloo assalihati lahum ajrun ghayrumamnoon
Turkish
Süphesiz ki, iman edip, salih amel isleyenler için de bitmez tükenmez bir
mükafat vardir.
|
Ayah 41:9 الأية
قُلْ أَئِنَّكُمْ لَتَكْفُرُونَ بِالَّذِي خَلَقَ الْأَرْضَ فِي يَوْمَيْنِ
وَتَجْعَلُونَ لَهُ أَندَادًا ۚ ذَٰلِكَ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Qul a-innakum latakfuroona billatheekhalaqa al-arda fee yawmayni watajAAaloona
lahu andadanthalika rabbu alAAalameen
Turkish
De ki: "Siz yeri iki günde yaratani gerçekten inkr edip duracak misiniz? Bir de
O'na esler kosuyorsunuz ha? O bütün lemlerin Rabbidir."
|
Ayah 41:10 الأية
وَجَعَلَ فِيهَا رَوَاسِيَ مِن فَوْقِهَا وَبَارَكَ فِيهَا وَقَدَّرَ فِيهَا
أَقْوَاتَهَا فِي أَرْبَعَةِ أَيَّامٍ سَوَاءً لِّلسَّائِلِينَ
WajaAAala feeha rawasiya minfawqiha wabaraka feeha waqaddara feehaaqwataha fee
arbaAAati ayyamin sawaanlissa-ileen
Turkish
O, yerin üstünde sabit daglar yaratti. Orada bereketler meydana getirdi. Orada
arastirip soranlar için riziklari tam dört günde belli bir seviyede takdir edip,
düzene koydu.
|
Ayah 41:11 الأية
ثُمَّ اسْتَوَىٰ إِلَى السَّمَاءِ وَهِيَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ
ائْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًا قَالَتَا أَتَيْنَا طَائِعِينَ
Thumma istawa ila assama-iwahiya dukhanun faqala laha walil-ardii/tiya tawAAan
aw karhan qalata ataynata-iAAeen
Turkish
Sonra duman halinde bulunan göge yöneldi. Ona ve yerküreye: "Isteyerek veya
istemeyerek buyruguma gelin." dedi. Her ikisi de: "Isteyerek geldik" dediler.
|
Ayah 41:12 الأية
فَقَضَاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ فِي يَوْمَيْنِ وَأَوْحَىٰ فِي كُلِّ سَمَاءٍ
أَمْرَهَا ۚ وَزَيَّنَّا السَّمَاءَ الدُّنْيَا بِمَصَابِيحَ وَحِفْظًا ۚ ذَٰلِكَ
تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ
Faqadahunna sabAAa samawatinfee yawmayni waawha fee kulli sama-in
amrahawazayyanna assamaa addunyabimasabeeha wahifthan thalikataqdeeru alAAazeezi
alAAaleem
Turkish
Böylece Allah onlari iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göge kendi
isini bildirdi. Biz en yakin gögü kandillerle süsledik ve koruduk. Iste bu çok
güçlü ve her seyi bilen Allah'in takdiridir.
|
Ayah 41:13 الأية
فَإِنْ أَعْرَضُوا فَقُلْ أَنذَرْتُكُمْ صَاعِقَةً مِّثْلَ صَاعِقَةِ عَادٍ
وَثَمُودَ
Fa-in aAAradoo fuqul anthartukumsaAAiqatan mithla saAAiqati AAadin wathamood
Turkish
Eger onlar, yine yüz çevirirlerse de ki: "Ben sizi d ve Semud'un basina gelen
yildirima benzer bir yildirima karsi uyardim."
|
Ayah 41:14 الأية
إِذْ جَاءَتْهُمُ الرُّسُلُ مِن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا
تَعْبُدُوا إِلَّا اللهَ ۖ قَالُوا لَوْ شَاءَ رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَائِكَةً
فَإِنَّا بِمَا أُرْسِلْتُم بِهِ كَافِرُونَ
Ith jaat-humu arrusulumin bayni aydeehim wamin khalfihim alla taAAbudoo
illaAllaha qaloo law shaa rabbunalaanzala mala-ikatan fa-inna bima orsiltumbihi
kafiroon
Turkish
Onlara Allah'tan baskasina kulluk etmeyin diye önlerinden ve arkalarindan
peygamberler geldigi zaman: "Eger Rabbimiz dileseydi mutlaka melekler indirirdi.
Biz sizin teblig için gönderildiginiz seylere inanmayiz." dediler.
|
Ayah 41:15 الأية
فَأَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْأَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ
أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً ۖ أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّ اللهَ الَّذِي خَلَقَهُمْ هُوَ
أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً ۖ وَكَانُوا بِآيَاتِنَا يَجْحَدُونَ
Faamma AAadun fastakbaroofee al-ardi bighayri alhaqqi waqaloo manashaddu minna
quwwatan awa lam yaraw anna Allahaallathee khalaqahum huwa ashaddu minhum
quwwatan wakanoobi-ayatina yajhadoon
Turkish
d kavmine gelince onlar yeryüzünde büyüklük tasladilar ve: "Bizden daha
kuvvetli kim vardir?" dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'in kendilerinden
daha kuvvetli oldugunu görmediler mi? Onlar bizim yetlerimizi bile bile inkr
ediyorlardi.
|
Ayah 41:16 الأية
فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِي أَيَّامٍ نَّحِسَاتٍ لِّنُذِيقَهُمْ
عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۖ وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَخْزَىٰ ۖ
وَهُمْ لَا يُنصَرُونَ
Faarsalna AAalayhim reehan sarsaranfee ayyamin nahisatin linutheeqahumAAathaba
alkhizyi fee alhayati addunyawalaAAathabu al-akhirati akhza wahum layunsaroon
Turkish
Bu yüzden biz de onlara dünya hayatinda rezillik azabini tattirmak için o
ugursuz günlerde dondurucu bir kasirga gönderdik. Ahiret azabi ise elbette daha
çok rezil edicidir. Onlara yardim da edilmeyecektir.
|
Ayah 41:17 الأية
وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَاهُمْ فَاسْتَحَبُّوا الْعَمَىٰ عَلَى الْهُدَىٰ
فَأَخَذَتْهُمْ صَاعِقَةُ الْعَذَابِ الْهُونِ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Waamma thamoodu fahadaynahumfastahabboo alAAama AAala alhudafaakhathat-hum
saAAiqatu alAAathabi alhoonibima kanoo yaksiboon
Turkish
Semûd kavmine gelince, biz onlara dogru yolu gösterdik. Fakat onlar körlügü
dogru yola tercih ettiler. Bunun üzerine kazandiklari kötülük yüzünden alçaltici
azabin yildirimi onlari çarpiverdi.
|
Ayah 41:18 الأية
وَنَجَّيْنَا الَّذِينَ آمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ
Wanajjayna allatheena amanoowakanoo yattaqoon
Turkish
Biz iman edenleri ve kötülükten sakinanlari ise kurtardik.
|
Ayah 41:19 الأية
وَيَوْمَ يُحْشَرُ أَعْدَاءُ اللهِ إِلَى النَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
Wayawma yuhsharu aAAdao Allahiila annari fahum yoozaAAoon
Turkish
O gün Allah'in düsmanlari cehennem atesine sürülmek üzere hep bir araya
toplanirlar.
|
Ayah 41:20 الأية
حَتَّىٰ إِذَا مَا جَاءُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَارُهُمْ
وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Hatta itha ma jaoohashahida AAalayhim samAAuhum waabsaruhum wajulooduhum
bimakanoo yaAAmaloon
Turkish
Nihayet oraya vardiklari zaman kulaklari, gözleri ve derileri yaptiklari seyler
hakkinda onlarin aleyhinde sahitlik ederler.
|
Ayah 41:21 الأية
وَقَالُوا لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدتُّمْ عَلَيْنَا ۖ قَالُوا أَنطَقَنَا اللهُ
الَّذِي أَنطَقَ كُلَّ شَيْءٍ وَهُوَ خَلَقَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَإِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Waqaloo lijuloodihim lima shahidtumAAalayna qaloo antaqana Allahuallathee antaqa
kulla shay-in wahuwa khalaqakumawwala marratin wa-ilayhi turjaAAoon
Turkish
Onlar derilerine: "Niçin aleyhimize sahitlik ettiniz?" derler. Derileri de:
"Bizi her seyi konusturan Allah konusturdu, sizi ilk defa yaratan O'dur ve siz
yine O'na döndürülüyorsunuz" derler.
|
Ayah 41:22 الأية
وَمَا كُنتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَن يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَا
أَبْصَارُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلَٰكِن ظَنَنتُمْ أَنَّ اللهَ لَا يَعْلَمُ
كَثِيرًا مِّمَّا تَعْمَلُونَ
Wama kuntum tastatiroona an yashhadaAAalaykum samAAukum wala absarukum
walajuloodukum walakin thanantum anna Allahala yaAAlamu katheeran mimma
taAAmaloon
Turkish
Siz kulaklarinizin, gözlerinizin ve derilerinizin aleyhinizde sahitlik
edeceginden korkarak kötülükten sakinmiyordunuz. Fakat yaptiklarinizdan
birçogunu Allah'in bilmeyecegini zannediyordunuz.
|
Ayah 41:23 الأية
وَذَٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ الَّذِي ظَنَنتُم بِرَبِّكُمْ أَرْدَاكُمْ فَأَصْبَحْتُم
مِّنَ الْخَاسِرِينَ
Wathalikum thannukumuallathee thanantum birabbikum ardakumfaasbahtum mina
alkhasireen
Turkish
Iste Rabbiniz hakkinda beslediginiz bu zanniniz sizi helak etti de zarara
ugrayanlardan oldunuz.
|
Ayah 41:24 الأية
فَإِن يَصْبِرُوا فَالنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ ۖ وَإِن يَسْتَعْتِبُوا فَمَا هُم
مِّنَ الْمُعْتَبِينَ
Fa-in yasbiroo fannarumathwan lahum wa-in yastaAAtiboo fama hum minaalmuAAtabeen
Turkish
Simdi eger dayanabilirlerse onlarin yeri atestir. Yok eger hosnutluga dönmek
isterlerse bile artik onlar hosnut edileceklerden degildirler.
|
Ayah 41:25 الأية
وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَاءَ فَزَيَّنُوا لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا
خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ فِي أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم
مِّنَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِرِينَ
Waqayyadna lahum quranaafazayyanoo lahum ma bayna aydeehim wama khalfahumwahaqqa
AAalayhimu alqawlu fee omamin qad khalat minqablihim mina aljinni wal-insi
innahum kanoo khasireen
Turkish
Biz onlara birtakim arkadaslar musallat ettik de onlar kendilerine önlerinde ve
arkalarinda ne varsa hepsini güzel gösterdiler. Böylece kendilerinden önce
gelip, geçmis olan cin ve insan topluluklari hakkindaki, azab sözü onlar için de
hak oldu. Dogrusu onlarin hepsi de kendilerine yazik etmislerdir.
|
Ayah 41:26 الأية
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَسْمَعُوا لِهَٰذَا الْقُرْآنِ وَالْغَوْا فِيهِ
لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ
Waqala allatheena kafaroo latasmaAAoo lihatha alqur-ani walghaw feehilaAAallakum
taghliboon
Turkish
Inkr edenler: "Bu Kur'n-i dinlemeyin, okunurken gürültü yapin, belki üstün
gelirsiniz" dediler.
|
Ayah 41:27 الأية
فَلَنُذِيقَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا عَذَابًا شَدِيدًا وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَسْوَأَ
الَّذِي كَانُوا يَعْمَلُونَ
Falanutheeqanna allatheenakafaroo AAathaban shadeedan walanajziyannahum aswaa
allatheekanoo yaAAmaloon
Turkish
Biz mutlaka inkr edenlere siddetli bir azab tattiracagiz. Ve onlara yaptiklari
amellerin en kötüsünün cezasini verecegiz.
|
Ayah 41:28 الأية
ذَٰلِكَ جَزَاءُ أَعْدَاءِ اللهِ النَّارُ ۖ لَهُمْ فِيهَا دَارُ الْخُلْدِ ۖ
جَزَاءً بِمَا كَانُوا بِآيَاتِنَا يَجْحَدُونَ
Thalika jazao aAAda-iAllahi annaru lahum feeha darualkhuldi jazaan bima kanoo
bi-ayatinayajhadoon
Turkish
Iste Allah'in düsmanlarinin cezasi atestir. yetlerimizi bile bile inkr
etmelerinin cezasi olarak, onlar için orada ebedî olarak kalacaklari cehennem
yurdu vardir.
|
Ayah 41:29 الأية
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا رَبَّنَا أَرِنَا اللَّذَيْنِ أَضَلَّانَا مِنَ
الْجِنِّ وَالْإِنسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ
الْأَسْفَلِينَ
Waqala allatheena kafaroorabbana arina allathayni adallanamina aljinni wal-insi
najAAalhuma tahta aqdaminaliyakoona mina al-asfaleen
Turkish
Inkr edenler: "Ey Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi dogru yoldan
saptiranlari bize göster de onlari ayaklarimizin altina alalim, böylece
cehennemin en altinda kalanlardan olsunlar." diyeceklerdir.
|
Ayah 41:30 الأية
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ
عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا
بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ
Inna allatheena qaloo rabbunaAllahu thumma istaqamoo tatanazzalu
AAalayhimualmala-ikatu alla takhafoo wala tahzanoowaabshiroo biljannati allatee
kuntum tooAAadoon
Turkish
"Rabbimiz Allah'tir" deyip, sonra da dogrulukta devam edenlere gelince, onlarin
üzerine melekler iner ve derler ki: "Korkmayin, üzülmeyin, size vaad edilen
cennetle sevinin."
|
Ayah 41:31 الأية
نَحْنُ أَوْلِيَاؤُكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ ۖ وَلَكُمْ
فِيهَا مَا تَشْتَهِي أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ
Nahnu awliyaokum fee alhayatiaddunya wafee al-akhirati walakum feehama tashtahee
anfusukum walakum feeha mataddaAAoon
Turkish
"Biz dünya hayatinda da, ahirette de sizin dostlariniziz. Cennette sizin için
caninizin çektigi ve istediginiz her sey vardir."
|
Ayah 41:32 الأية
نُزُلًا مِّنْ غَفُورٍ رَّحِيمٍ
Nuzulan min ghafoorin raheem
Turkish
Bunlar çok bagislayici ve çok merhametli olan Allah tarafindan bir agirlamadir.
|
Ayah 41:33 الأية
وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِّمَّن دَعَا إِلَى اللهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ
إِنَّنِي مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Waman ahsanu qawlan mimman daAAaila Allahi waAAamila salihan waqalainnanee mina
almuslimeen
Turkish
Allah'a davet eden, salih amel isleyen ve: "Ben gerçekten müslümanlardanim"
diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?
|
Ayah 41:34 الأية
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ ۚ ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ
فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ
Wala tastawee alhasanatu walaassayyi-atu idfaAA billatee hiya ahsanufa-itha
allathee baynaka wabaynahu AAadawatunkaannahu waliyyun hameem
Turkish
Hem iyilik de bir degildir, kötülük de. Kötülügü en güzel bir sekilde sav. O
zaman seninle kendi arasinda bir düsmanlik olan kisinin, sanki samimi bir dost
gibi oldugunu görürsün.
|
Ayah 41:35 الأية
وَمَا يُلَقَّاهَا إِلَّا الَّذِينَ صَبَرُوا وَمَا يُلَقَّاهَا إِلَّا ذُو حَظٍّ
عَظِيمٍ
Wama yulaqqaha illaallatheena sabaroo wama yulaqqahailla thoo haththin AAatheem
Turkish
Bu olgunluga ancak sabredenler kavusturulur, buna ancak hayirdan büyük bir pay
sahibi olan kavusturulur.
|
Ayah 41:36 الأية
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللهِ ۖ إِنَّهُ
هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Wa-imma yanzaghannaka mina ashshaytaninazghun fastaAAith billahi innahuhuwa
assameeAAu alAAaleem
Turkish
Eger seytandan gelen kötü bir düsünce seni dürtecek olursa hemen Allah'a sigin.
Çünkü O her seyi isitir ve bilir.
|
Ayah 41:37 الأية
وَمِنْ آيَاتِهِ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ ۚ لَا تَسْجُدُوا
لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَاسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ
إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
Wamin ayatihi allaylu wannaharuwashshamsu walqamaru la tasjudoo lishshamsiwala
lilqamari wasjudoo lillahi alatheekhalaqahunna in kuntum iyyahu taAAbudoon
Turkish
Gece ile gündüz ve günes ile ay Allah'in kudretinin delillerindendir. Günese ve
aya secde etmeyin. Eger sadece Allah'a kulluk yapmak istiyorsaniz, onlari
yaratan Allah'a secde edin.
|
Ayah 41:38 الأية
فَإِنِ اسْتَكْبَرُوا فَالَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُ بِاللَّيْلِ
وَالنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْأَمُونَ ۩
Fa-ini istakbaroo fallatheenaAAinda rabbika yusabbihoona lahu billayli
wannahariwahum la yas-amoon
Turkish
Eger onlar büyüklük taslarlarsa bilsinler ki, Rabbinin yanindaki melekler gece
gündüz O'nu tesbih ederler ve hiç usanmazlar.
|
Ayah 41:39 الأية
وَمِنْ آيَاتِهِ أَنَّكَ تَرَى الْأَرْضَ خَاشِعَةً فَإِذَا أَنزَلْنَا عَلَيْهَا
الْمَاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ ۚ إِنَّ الَّذِي أَحْيَاهَا لَمُحْيِي الْمَوْتَىٰ ۚ
إِنَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Wamin ayatihi annaka taraal-arda khashiAAatan fa-itha anzalnaAAalayha almaa
ihtazzat warabat inna allatheeahyaha lamuhyee almawta innahuAAala kulli shay-in
qadeer
Turkish
Senin yeryüzünü boynu bükük, kupkuru görmen de Allah'in kudretinin
delillerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdigimiz zaman titresir ve kabarir.
Süphesiz ki ona hayat veren Allah mutlaka ölüleri de diriltir. Dogrusu O'nun her
seye gücü yeter.
|
Ayah 41:40 الأية
إِنَّ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي آيَاتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَا ۗ أَفَمَن
يُلْقَىٰ فِي النَّارِ خَيْرٌ أَم مَّن يَأْتِي آمِنًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ۚ
اعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ ۖ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Inna allatheena yulhidoona feeayatina la yakhfawna AAalaynaafaman yulqa fee
annari khayrun ammanya/tee aminan yawma alqiyamati iAAmaloo mashi/tum innahu
bima taAAmaloona baseer
Turkish
yetlerimiz hakkinda dogruluktan ayrilip inkra sapanlar bize gizli kalmazlar. O
halde atese atilacak olan mi daha hayirlidir, yoksa kiyamet günü güven içinde
gelecek olan mi? Istediginizi yapin. Süphesiz ki Allah, yaptiginiz seyleri
hakkiyla görür.
|
Ayah 41:41 الأية
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِالذِّكْرِ لَمَّا جَاءَهُمْ ۖ وَإِنَّهُ لَكِتَابٌ
عَزِيزٌ
Inna allatheena kafaroo biththikrilamma jaahum wa-innahu lakitabun AAazeez
Turkish
Kur'n kendilerine geldiginde onu inkr edenler, mutlaka cezalarini
çekceklerdir. O gerçekten çok degerli bir kitaptir.
|
Ayah 41:42 الأية
لَّا يَأْتِيهِ الْبَاطِلُ مِن بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِ ۖ تَنزِيلٌ
مِّنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ
La ya/teehi albatilu min bayniyadayhi wala min khalfihi tanzeelun min hakeemin
hameed
Turkish
Ona ne önünden, ne de ardindan batil gelemez. O hüküm ve hikmet sahibi, ögülmeye
layik olan Allah tarafindan indirilmistir.
|
Ayah 41:43 الأية
مَّا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدْ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبْلِكَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ
لَذُو مَغْفِرَةٍ وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٍ
Ma yuqalu laka illa maqad qeela lirrusuli min qablika inna rabbaka
lathoomaghfiratin wathoo AAiqabin aleem
Turkish
Ey Muhammed! Sana senden önceki peygamberlere söylenenden baska bir sey
söylenmiyor. Süphesiz ki senin Rabbin hem magfiret sahibidir hem de aci verecek
bir azap sahibidir.
|
Ayah 41:44 الأية
وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْآنًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ آيَاتُهُ ۖ
أَأَعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّ ۗ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ ۖ
وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِي آذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى ۚ
أُولَٰئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍ بَعِيدٍ
Walaw jaAAalnahu qur-ananaAAjamiyyan laqaloo lawla fussilat ayatuhuaaAAjamiyyun
waAAarabiyyun qul huwa lillatheena amanoohudan washifaon wallatheena
layu/minoona fee athanihim waqrun wahuwa AAalayhim AAaman ola-ikayunadawna min
makanin baAAeed
Turkish
Eger biz onu yabanci dilden bir Kur'n yapsaydik onlar mutlaka: "Bu kitabin
yetleri genisçe açiklanmali degil miydi? Arap bir peygambere yabanci dil, öyle
mi?" derlerdi. Sen de ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve sifadir." Iman
etmeyenlerin kulaklarinda ise bir agirlik vardir. Kur'n onlara göre bir
körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çagriliyorlar (da duymuyorlar).
|
Ayah 41:45 الأية
وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ فِيهِ ۗ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ
سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ ۚ وَإِنَّهُمْ لَفِي شَكٍّ مِّنْهُ
مُرِيبٍ
Walaqad atayna moosaalkitaba fakhtulifa feehi walawla kalimatunsabaqat min
rabbika laqudiya baynahum wa-innahum lafeeshakkin minhu mureeb
Turkish
Andolsun ki biz Musa'ya Tevrat'i vermistik de onda ihtilafa düsmüslerdi. Eger
Rabbin tarafindan azabin ertelenmesine dair bir söz geçmeseydi mutlaka
aralarinda hüküm verilirdi. Gerçekten onlar Kur'n hakkinda bir süphe ve
tereddüt içindedirler.
|
Ayah 41:46 الأية
مَّنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِهِ ۖ وَمَنْ أَسَاءَ فَعَلَيْهَا ۗ وَمَا رَبُّكَ
بِظَلَّامٍ لِّلْعَبِيدِ
Man AAamila salihanfalinafsihi waman asaa faAAalayha wamarabbuka bithallamin
lilAAabeed
Turkish
Her kim iyi bir is yaparsa, kendi lehine yapmis olur. Kim de bir kötülük
yaparsa, kendi aleyhine yapmis olur. Rabbin kullara zulmedecek degildir.
|
Ayah 41:47 الأية
إِلَيْهِ يُرَدُّ عِلْمُ السَّاعَةِ ۚ وَمَا تَخْرُجُ مِن ثَمَرَاتٍ مِّنْ
أَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِ ۚ
وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ أَيْنَ شُرَكَائِي قَالُوا آذَنَّاكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٍ
Ilayhi yuraddu AAilmu assaAAatiwama takhruju min thamaratin min akmamihawama
tahmilu min ontha wala tadaAAuilla biAAilmihi wayawma yunadeehim ayna
shuraka-eeqaloo athannaka ma minna minshaheed
Turkish
Kiyamet zamanini bilmek ancak Allah'a havale edilir. Onun bilgisi disinda hiçbir
meyve kabugundan çikmaz, hiçbir disi gebe kalmaz ve dogurmaz. Allah onlara:
"Bana kostugunuz ortaklarim nerede?" diye seslendigi gün, onlar: "Senin ortagin
olduguna dair bizden hiçbir sahit olmadigini sana arz ederiz." derler.
|
Ayah 41:48 الأية
وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا يَدْعُونَ مِن قَبْلُ ۖ وَظَنُّوا مَا لَهُم مِّن
مَّحِيصٍ
Wadalla AAanhum ma kanooyadAAoona min qablu wathannoo ma lahum minmahees
Turkish
Önceden tapmakta olduklari seyler, kendilerinden uzaklasip kaybolmustur. Onlar
da kendileri için kaçacak bir yer olmadigini anlamislardir.
|
Ayah 41:49 الأية
لَّا يَسْأَمُ الْإِنسَانُ مِن دُعَاءِ الْخَيْرِ وَإِن مَّسَّهُ الشَّرُّ
فَيَئُوسٌ قَنُوطٌ
La yas-amu al-insanu min duAAa-ialkhayri wa-in massahu ashsharru fayaoosun
qanoot
Turkish
Insan hayir istemekten usanmaz, fakat kendisine bir kötülük dokununca üzülür ve
ümitsizlige düser.
|
Ayah 41:50 الأية
وَلَئِنْ أَذَقْنَاهُ رَحْمَةً مِّنَّا مِن بَعْدِ ضَرَّاءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ
هَٰذَا لِي وَمَا أَظُنُّ السَّاعَةَ قَائِمَةً وَلَئِن رُّجِعْتُ إِلَىٰ رَبِّي
إِنَّ لِي عِندَهُ لَلْحُسْنَىٰ ۚ فَلَنُنَبِّئَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِمَا
عَمِلُوا وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ
Wala-in athaqnahu rahmatanminna min baAAdi darraa massat-hulayaqoolanna hatha
lee wama athunnu assaAAataqa-imatan wala-in rujiAAtu ila rabbee inna leeAAindahu
lalhusna falanunabbi-anna allatheenakafaroo bima AAamiloo walanutheeqannahum min
AAathabinghaleeth
Turkish
Andolsun ki kendisine dokunan bir zarardan sonra, biz ona tarafimizdan bir
rahmet tattirsak, O: "Bu benim hakkimdir, kiyametin kopacagini da sanmiyorum,
Rabbime döndürülmüs olsam bile mutlaka O'nun yaninda benim için daha güzel
seyler vardir" der. Biz o inkr edenlere yaptiklari seyleri mutlaka haber
verecegiz ve onlara agir bir azap tattiracagiz.
|
Ayah 41:51 الأية
وَإِذَا أَنْعَمْنَا عَلَى الْإِنسَانِ أَعْرَضَ وَنَأَىٰ بِجَانِبِهِ وَإِذَا
مَسَّهُ الشَّرُّ فَذُو دُعَاءٍ عَرِيضٍ
Wa-itha anAAamna AAalaal-insani aAArada wanaa bijanibihiwa-itha massahu
ashsharru fathoo duAAa-inAAareed
Turkish
Biz insana bir nimet verdigimiz zaman o yüz çevirir, yan çizer. Ona bir kötülük
dokundugu zaman da uzun uzun yalvarir.
|
Ayah 41:52 الأية
قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ اللهِ ثُمَّ كَفَرْتُم بِهِ مَنْ أَضَلُّ
مِمَّنْ هُوَ فِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ
Qul araaytum in kana min AAindi Allahithumma kafartum bihi man adallu mimman
huwa fee shiqaqinbaAAeed
Turkish
Ey Muhammed! De ki: "Ne dersiniz? O Kur'n Allah tarafindan gelmis olup da sonra
siz onu inkr etmisseniz, o takdirde Hak'tan uzak bir ayriliga düsenden daha
sapik kim olabilir?"
|
Ayah 41:53 الأية
سَنُرِيهِمْ آيَاتِنَا فِي الْآفَاقِ وَفِي أَنفُسِهِمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَهُمْ
أَنَّهُ الْحَقُّ ۗ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
Sanureehim ayatina feeal-afaqi wafee anfusihim hattayatabayyana lahum annahu
alhaqqu awa lam yakfi birabbikaannahu AAala kulli shay-in shaheed
Turkish
Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi gösterecegiz
ki, Kur'n'in hak oldugu kendilerine açikça belli olsun. Senin Rabbinin her seye
sahit olmasi kafi degil mi?
|
Ayah 41:54 الأية
أَلَا إِنَّهُمْ فِي مِرْيَةٍ مِّن لِّقَاءِ رَبِّهِمْ ۗ أَلَا إِنَّهُ بِكُلِّ
شَيْءٍ مُّحِيطٌ
Ala innahum fee miryatin min liqa-irabbihim ala innahu bikulli shay-in muheet
Turkish
Iyi bilin ki onlar Rablerine kavusmaktan bir süphe içindedirler, yine iyi bilin
ki, Allah her seyi ilmiyle kusatmistir.
|
©
EsinIslam.Com Designed & produced by The Awqaf London. Please pray for us
|