Davud'un yanina giriverdiler de onlardan telase düstü. Ona "Korkma!" dediler,
biz iki davaciyiz. Birimiz, birimize haksizlik etti. Simdi sen aramizda hak ile
hüküm ver ve asiri gitme de bizi dogru yolun ortasina çikar.
Biri: "Iste bu benim kardesim. Onun doksan dokuz disi koyunu var, benim ise bir
tek disi koyunum var. Böyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartismada beni
yendi" diye anlatti.
Davud dedi ki: "Dogrusu senin bir koyununu kendi koyunlarina katmak istemesiyle
sana zulmetmistir. Gerçekten bir cemiyette yasayanlarin çogu mutlaka
birbirlerine haksizlik ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel isleyenler
baska. Ama onlar da pek az." Davud, bizim kendisini imtihan ettigimizi sanmisti.
Hemen Rabbinden magfiret diledi, rüku ederek yere kapandi, tevbe ile Allah'a
yöneldi.
Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde bir halife yaptik. Artik insanlar
arasinda hak ile hüküm ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan
saptirmasin. Çünkü Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttuklari için
kendilerine çok siddetli bir azab vardir.
Yoksa, iman edip de salih amel isleyenleri biz, o yeryüzündeki bozguncular gibi
yapar miyiz? Yoksa o takva sahiplerini azgin günahkarlar gibi yapar miyiz?
(Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (esine) vur; yemininde
durmamazlik etme." Dogrusu biz onu sabirli bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten
daima Allah'a yönelmektedir.
Allah: "Ey Iblis! O benim kudretimle yarattigima secde etmene ne engel oldu?
Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mi oldun?" dedi.